Gülperi’de çok fazla detay ‘havada’ kalmadı mı?

Gülperi'de çok fazla detay 'havada' kalmadı mı?

Dram’ın dozu, çocukların ve eşinin ailesinin Gülperi’ye gaddarlığı ile damar’dan bir giriş yapan Gülperi, iyi bir bölümle başlangıç yaptı ancak çok önemli kusurlar göze çarptı. Bu kusurlar ise bir çok bilginin havada kalması, ‘bunlar ne ara oldu’ dedirtti.

İlk bölüme çok hızlı bir başlangıç yapıldı, avukat Kadir ile olan sahnelere kadar Gülperi’nin kim olduğu, Gaziantep’e yolunun nasıl düştüğü anlatılmadı. Hapis’ten çıktığında yerlerde süründürülerek zorla otobüse bindirilip İstanbul’a gönderilen Gülperi, ne ara Bebek’e gitti, iş buldu ve aradan 2 sene geçti. Nasıl iş buldu, hiç mi zorlanmadı! Birde ekmek aslanın ağzında derler..

Büyük çocuklarının annesine olan düşmanlıkları ve öfkesi ile büyük bir sorundu. Bu kadar öfke ne ara beslendi? Annesi hapishanedeyken onu ayakta tutan mektupları yazan, annesi gelecek diye en cici kıyafetlerini giyen küçük oğlu nasıl oldu da annesinden böyle uzaklaştı?

Dizinin ilk bölümleri ağırlıklı olarak Antep’te çekildi ama Gaziantep’i bir tek mahkeme arasında sokaklarda bir kaç saniye yürüdükleri esnalarda görebildik. Toprak temalı yapımlarda olmazsa olmaz bir detaydır ki, o atmosfer izleyiciye yansıtılmalıdır, çekici kılar!

Bu çocukların anneye olan düşmanlığı daha iyi yansıtılmalıydı, tabi gerekçeleriyle! İki tersleme repliği yerine, daha anlaşılır bir düşmanlık sanki daha anlamlı olurdu.

Oya Doğan’ın değindiği, eleştirilerine yer verdiği yazısının uzun halini de okuyabilirsiniz: Başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Timuçin Esen’in paylaştığı Gülperi geçen hafta cuma akşamı başladı. Tanıtımlarından zaten damarının çok sağlam olduğunu anlamıştık ama hikayede bu kadar boşluk olmasını beklemiyordum. Olaya hızlıca girilmiş girilmesine ama o sırada da etrafa her şey savrulmuş.

Öncelikle Gülperi’nin kim olduğunu biz sahneye Kadir girene kadar anlamadık. İzmir’den gelmiş ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Çocuklarının geleceği için de Gaziantep’ten kaçmayı planlıyor. Ama nasıl oluyorsa küçücük çocuğu Can Antep aksanında konuşuyor. Gülperi hapishaneden çıkıp Bebek’e nasıl geliyor? O Bebek kısmına ben çok takıldım. En azından bize nasıl oraya geldiğini izletselerdi. En önemli sorun ise o çocukların annelerine nasıl o kadar düşman olduğuydu. Annesine mektup yazan Can, seyirciye annesine olan hasretini anlatan Can nasıl oldu da mahkeme gününden itibaren izleyiciyle iletişimini kesti. Çocukların annelerine düşmanlığını gizlemenin bu hikayeyi daha gizemli kılmadığının altını çizerim. Rejiye gelirsek; Cem Karcı çok beğendiğim bir yönetmendir. Ama toprak işi çekmek başka bir şey! Hikayenin büyük bir kısmı Gaziantep’te çekilmiş ama biz o bölgenin atmosferini yaşayamadık. Orası bir konaktan ve yakın plan çekilmiş bir çarşıdan ibaret olmamalıydı. O bölgenin atmosferini hissetmeliydik. Bir eleştirim de mahkemede çocukların alındığı sahneye dair olacak. Bu kadar dramatik bir sahneyi detaylarla öyle sağılmış bir halde izlerdik ki, çocukların düşmanlığını bize anlatmasanız bile beden dilleriyle izlettirebilirdiniz. Tüm eleştirilerime rağmen Gülperi’nin sağlam bir damarı olduğunu düşünüyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*