Tolgahan Sayışmanın oyunculuğa figüran olarak başladığını biliyor muydunuz?

Tolgahan Sayışman oyunculuk kariyerine figüran olarak başladı!

Çocukken futbolcu olmayı hedefleyen, 15 yaşından sonra ise oyunculuk hayaline kapılan, bugün Türkiye’nin en gözde oyuncularından olan ve Dünya’nın 30’dan fazla ülkesinde hayranı bulunan Tolgahan Sayışman’ın hayatı şimdi ki gibi yediği önünde, yemediği arkasında bir durumda değildi.

Zor şartlarda büyüyen, babasının konservatuvar okumasına izin vermediği Sayışman, o dönemlerde cast ajanslarına kayıt olarak 1998 yılında figüran olarak oyunculuğa giriş yaptı.

Figuran Olan Başladı

Katıldığı Manhunt yarışması öncesinde şimdi ki gibi roller alamayan oyuncu, o yarışma sonrasında popülerlik elde ederek, ilk başrolüne Elveda Rumeli isimli dizi ile başladı. Dünya’nın en güzel erkeği seçilmesi ise bugün ki hikayesinin başlangıcı oldu.

Oyunculuğunun ilk yıllarının döneminde şimdi ki kadar çok dizi olmaması nedeni ile rol almanın çok zor olduğunu itiraf eden Sayışman, “Şimdiki nesil bu anlamda çok daha şanslı. Tecrübesi olmayan isimler bir anda başrol olarak karşımıza çıkabiliyor. Eskiden bu şansı elde etmek neredeyse imkânsızdı.” diye konuştu.

Önümüzde ki Perşembe günü yeni dizisi Bir Umut Yeter ile ekranlara dönmeye hazırlanan yakışıklı oyuncu, Milliyet’ten Hakan Gence’ye yeni dizisi ve rolü hakkında da açıklamalarda bulundu.

Yeni dizisinin mesajının ‘umudun değerini hatırlatmak ve hiç unutulmamasını sağlamak’ olduğunu söyleyen oyuncu, “Yılmaz’ın vicdan muhasebesi içinde doğru yolu bulma çabası, Elif’in dağılmaması için tutkuyla çabaladığı ailesine olan aşırı düşkünlüğü, evlat acısı ve özlemi içinde hayata tutunmaya çalışan acılı Derya’nın dramını anlatıyor.” diye konuştu.

Bir Umut Yeter’de hayat verdiği Yılmaz karakteri hakkında da konuşan Tolgahan Sayışman, rolünü şu sözlerle ifade etti:

“Yılmaz çocukluğundan itibaren asker olmak isteyen bir adam. Sonunda askeri okula giriyor ancak talihsiz bir çatışmada pusuya düşüp komuta ettiği askerlerinden de şehit vererek ağır yaralanıyor. Taburcu olduktan sonra askerlikten emekli olup bir sahil kasabasında yaşamaya başlıyor. Bir gün eşiyle denizden gelen bir bebeği buluyor ve hikâye başlıyor. Yılmaz’ın ilk tercihi bebeğin ailesini bulmak. Ancak eşi Elif‘in oluşturduğu baskıyla çocuğu sahipleniyor. Bu noktada iç hesaplaşmalar devreye giriyor.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*