Kişisel Gelişim

5 Ö Kuralının İkincisi: Özsevgi

Bir önceki yazımda 5 Ö Kuralı’ndan bahsetmiştim hatırlıyor musunuz? “Özdeğer, özgüven, özsaygı, özsevgi ve özşefkat” bu kuralı oluşturuyor demiştim. Özdeğer kavramından sonra ikinci temele geçiyoruz bu defa: Özsevgi!

Özsevgi Nedir?

Bir başkasını sevmek ya da bir başkası tarafından sevildiğimizi hissetmek her zaman hoşumuza giden iki eylem olmuştur. Bir başkası tarafından sevildiğimiz zaman kendimizi değerli biri olarak görürüz. Bizi hiç kimse sevmez ise bu dünyada bir anlamımız olmadığını da düşünürüz. Genellikle depresyon ya da anksiyete gibi ruhsal bozuklukların temelinde de bu yatar, “sevgisizlik”.

Sevgi dendiği zaman neden aklımıza başka insanların bizi sevmesi gelir? Bu ne kadar doğrudur?

Özsevgi, bir insanın kendisine karşı duyduğu sevgidir. Birinin sizi sevmesini istiyorsanız, önce kendinizi sevmeniz gerekir. Filmlerden aşina olduğunuz kendini sevmeyen birine aşık olan insanlar, adı üzerinde yalnızca filmlerde gerçekleşen bir olaydır. Bir insan kendini sevmediği takdirde, bir başkasının onu sevmesini beklememelidir. Çünkü sevgi, karşılıklı bir eylemdir. Kendini sevmeyen, bir başkasını sevemez. Bir başkasını sevmeyen de, birinin onu sevmesini bekleyemez. Bu oldukça basit bir denklemdir. Sevilmek istiyorsanız, kendinizi sevmeyi öğrenmelisiniz.

Sevgi, insanın doğuştan gelen duygularından biridir. Karşılıksızdır. Samimi, içten ve sıcaktır aynı zamanda. Birini sevdiğinizi söylediğiniz zaman, hiçbir çıkar beklememeniz gerekir. Eğer “şu yüzden Selin’i/Mehmet’i seviyorum” diyorsanız, sevginiz gerçek değildir. Bu çıkar ilişkisidir. Kendinizi severken de aynı durum geçerlidir. “Şu huyumu seviyorum” diyorsanız, kendinize karşı bir çıkar besliyorsunuz demektir. Oysa koşulsuz, karşılıksız bir şekilde, kendinizi sorgulamadan ve eleştirmeden sevebiliyorsanız, özsevgiye sahip olduğunuz anlamına gelir.

Beğenilme Arzusu

Günümüzde özsevginin en büyük engeli, insanların beğenilme arzusu içerisinde olması… Kendimizi olduğumuz gibi değil, başka biri gibi tanıtıyoruz. Hiç sevmediğimiz şeyleri bir anda seviyoruz. İkili ilişkilerdeki en büyük problemler de bu yüzden çıkmıyor mu zaten? Karşınızdaki insan o şeyi seviyor diye, siz de seviyormuş gibi davranıyorsunuz. Peki bu yalanı ne kadar devam ettirebiliyorsunuz? Bir ay mı? Bir yıl mı? Bir ömür devam ettiremeyeceğiniz kesin…

Çok sevdiğim bir söz vardır; “Herkes kalbinin ekmeğini yer” diye… Kalbiniz size ne veriyorsa, hayatınızda da onu yaşarsınız. Genel olarak sizlere mantığınızla hareket etmeniz gerektiği konusunda binbir çeşit vaat verilebilir. Mantığınızla almanız gereken kararlar sizi bir gün pişman edebilir. Oysa kalbinizle hareket ettiğinizde pişman olamazsınız. “Kendimi dinledim” der ve sorumluluklarınıza daha çok sahip çıkarsınız.

Beğenilme arzusu da bu engeli yaratır. Özsevgiyi unutturur, insanların sevdiği birine dönüşmenizi sağlar. Sırf zayıf olmanız gerektiği söyleniyor diye diyet yapmanız ile aynı anlama gelir bu durum. Kendi kendinizi sevmediğiniz takdirde, herhangi bir eylemi de severek gerçekleştirmeniz mümkün değildir. Gerek iş hayatı gerek kişisel yaşamınız içerisinde bu kural geçerlidir.

Cahit Zarifoğlu’nun bir şiiri gelir aklıma konu ne zaman “Özsevgi” olunca… Şöyle yazmıştır Zarifoğlu:

“Dağ köyünde körbağırsak sancısa

konur karnın ağrıyan yanına

alev gibi tuğlalar

Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.

Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları

Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları

Konuşurlar

İsterler

Susarlar

Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi

Ev meslek iş para geçim diyerek

Düşünün şimdi bir de

Şehirlerde kasaba ve köylerde

Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu”

Her kalp aynı değildir. Her sevgi de aynı değildir bu yüzden. Kimi hırçın bir şekilde sever kendini, kimi bir meltem kadar hassas bir şekilde narince… Her sevgi özeldir. En özeli de kendinize duyduğunuz sevgidir. Kalbiniz ne kadar kalabalık, ne kadar dağınık olursa olsun aydınlık kalan bir yanı vardır. O aydınlığı daima tutun. Sevin, okşayın ve öpün. Bugün aynaya bakın ve kendinize şöyle deyin, “Kendimi seviyorum. Kendimi, kendim olduğum için seviyorum. Bir başkası için değil, kendim için.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu