Ağlayamamak Psikolojik Rahatsızlıklara Sebep Olabilir

Kimilerimiz en ufak bir alınmada, gücenmede, hüzün yaşamada, acı çekmede ya da gururumuzun rencide olması gibi durumlarda kolaylıkla ağlayabiliyoruz. Ancak bazılarımız resmen ağlamamak üzere programlanmış gibi, sanki etten ve kemikten yapılamamış gibi duygularını ağlayarak ifade etmekten kaçınırlar. Peki sizce duyguları gizlemek, ağlayarak tepki vermemek ne kadar doğru? Ağlayamamak bir erdem mi?

Ağlayarak tepki veremediğimiz her durum içimizde kalıyor. O duygular içimizde yaşanıyor ve fırtınalara neden oluyor.  Bu fırtınalar ise en çok da kişinin kendisine zarar veriyor. Psikolojik rahatsızlıklardan çoğunluğu duyguların ifade edilmemesi ya da edilememesi sebebi ile yaşanmaktadır. Ağlamayarak içimize attığımız ve kendimizi ifade edemediğimiz bu durum da psikolojik rahatsızlıklara davetiye çıkarmaktadır.

Erkek Adam Neden Ağlamazmış?

Özellikle Türk toplumumuza baktığımızda erkeklerin ağlamayacağı ya da ağlamaması gerektiği ile ilgili bir inanış ile karşılaşmaktayız. Oysa erkekler, kadınlar gibi etten ve kemikten meydana gelmiyor mu? Erkeklerin de yaradılış itibari ile göz ve göz yaşları yok mu? Duyguları ve duygularını ifade etme ihtiyaçları yok mu? Elbette ki bunların hepsi kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de mevcut. O zaman neden erkekler ağlayamamak konusu ile savaş vermek zorunda kalıyor?

Genellikle anne ve babalar erkek çocuklarını yetiştirirken farkında olmadan çocuklarının ileriki yaşamlarında psikolojik hastalıklara sebep olabilecek şekilde bir yaklaşım ile büyütüyorlar. Bu şekilde yetiştirilen erkek çocuklar, büyüdüklerinde birçok rahatsızlık yasayabiliyorlar. Psikolojik rahatsızlıklar ise en başta kendisini şiddete yönelme şeklinde gösteriyor. Erkek çocuklarını ağlamamak üzere kodladıkları anne babalar aslında çocuklarının ilerleyen dönemlerde psikolojik rahatsızlıklar yaşamasında da neden olan kişiler.

Ağlamayarak Kimi Cezalandırıyorsunuz?

Biri bizi üzdüğünde bazen ‘ağlamayacağım ve onu sevindirmeyeceğim’ diye düşünerek ağlamamak için uğraşırız. Ağlayamamak ile birlikte karşımızdaki insandan çok kendimizi cezalandırdığımızın ise asla farkında değilizdir. Farkında olduğumuz aman ise artık çok geç bir döneme girmişizdir. Psikolojik travmaları doğuran, içimizde birikmiş olan duygular artık içten içe bizi kemirmeye başlayan kocaman bir fare halini almıştır.

Günün birinde ağlayamamak konusunun bir marifet değil de kendimize verdiğimiz en büyük ceza olduğunu anlarız. Şimdi sizler de o duruma gelmeden önce ağlayabilmenin, duygularınızı ifade edebilmenin ne kadar önemli olduğunun farkına varmalısınız. Aksi halde beslediğiniz ve sizi yiyip bitiren o kocaman fare ile savaşmak durumunda kalacaksınız.

Ağlayın Kurtulun

Gözünüz her ne sebepten yaşarmış olursa olsun, gözünüze gelen yaş damalılarınızı asla içinize akıtmayın. Yaradılışımız ile birlikte bize sunulan bu ağlayabilme kabiliyeti aslında inanamayacağınız kadar güçlü bir antideprasandır.

İleride psikolojik rahatsızlıklar yaşamamak ve ağır antidepresyon ilaçları kullanamamak için şimdiden kendinizi serbest bırakın. Duygulandınız ya da incindiniz ve gözünüze yaş damlası mı geldi? Bırakın arkasındakilerde gelsin.  İçinizde biriken o ağır travmalar aksın gitsin. Ağlayamamak da neymiş? Ağlayın kurtulun!

Neslihan Eda Burhan hakkında
neslihanedaburhan[@]hotmail.com