Babil Kulesi Bizlere Ne Anlatır?

Babil Kulesi, oldukça farklı bir hikayeye sahiptir. Bizlere kendimizi nasıl inşa etmemiz gerektiğini anlatır. Yaşamımızda kendimizi genişletmek ve geliştirmek için dışarıdan içeriye sonsuz bir hareket içerisinde olmamız gerektiğini bizlere hatırlatır. Bir bahçenin güzel görünmesi için öncelikle toprağın ve toprağın altındakinin güzelleştirilmesi gerektiğini anlamamızı sağlar. Yani içimiz güzel olmadıkça dışımızın hiçbir işe yaramayacağını bizlere anlatır.

Gelelim hikayeye…

Kulenin inşasına karar veren insanlar, henüz buna karar vermeden önce birbirleri ile vakit geçirmekten fazlası ile hoşlanırmış. Üstelik dil bilmedikleri halde fazlasıyla keyifli vakit geçirirlermiş. Bu nedenle kuleyi inşa etmek isterler. Kuleyi inşa ederken hem kendileri için bir şey yapacak hem birlikte çalışabilecekler hem de kule bittikten sonra içinde yaşama imkanına kavuşacaklarmış. Günler, aylar ve yıllar geçtikten sonra bile kulenin inşaatı bitmemiş. İnsanlar halinden o kadar memnunmuş ki bir türlü inşaatı bitirmek istememişler. Bu nedenle kule yükseldikçe yükselmiş…

Kulenin yükselmesini izleyen tanrılar, endişelenmeye başlamış. Tanrılardan biri “Biraz daha yükselmesine izin verirsek bize yakınlaşacaklar ve bizim gibi olacaklar” demiş. Bunun üzerine tanrılar toplanmış ve tüm insanlığa lanet olarak 7 dil vermişler. Dilleri kabul eden insanlar, o zamana kadar keyifli vakit geçirirken, yeni dilleri kullandıklarında birbirlerini anlayamaz hale gelmişler. Bu anlaşmazlık beraberinde tartışmaları ve kavgaları getirmiş. Bu nedenle hem kulenin inşaatı yarım kalmış hem de insanlar dağılarak, ayrılmış.

Kuleyi yarım bırakan insanlar, kendi öz dillerini de unutmuşlar. Kendilerini başka diller içerisinde kaybetmişler. Bu kayboluş tüm huzuru ve mutluluğu da yok etmelerine neden olmuş. Yani, kendi içlerindeki özü unutan insanlar, dışarıya kendilerini nasıl anlatacaklarını bilmedikleri için o bağı ve dengeyi tamamen kaybetmişler.

Peki bizim bu hikayede ne anlamamız gerekir?

Babil Kulesi Bizlere İçerinin ve Dışarının Dengesini Anlatır

Her insanın hem kendisi hem de çevresindekiler ile oluşturduğu bir dil verdir. İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye aktarılan bir harekete benzer. Bunu “mobius” şeridine benzetmek doğru olacaktır. Bu hareket bir şekilde başlar. Nedeni, sonucu belli olmayan bir hareketi kapsar. Bir diğerini tekrar eden, sürekli olarak geçmiş ve gelecekle beslenen bir döngüdür bu aynı zamanda.

Babil Kulesi’nin inşaatına dikkat ederseniz aynı hareketin sürekli olarak tekrar edildiğini görmek mümkündür. İnsanlar aynı dili kullandığında ve hem kendileri hem de çevresindekiler ile ortak bir dil yarattığında içlerindeki dışa yansır. Fraktal yapıda dönerek yükselen bu kule, bizlere aynı zamanda DNA’mızı hatırlatır. Yani her insan, tıpkı diğer insan gibidir. Bizleri birbirimizden ayıran tek şey dildir. Fakat ortak bir dil yakaladığımızda anlaşamayacağımız, uzlaşamayacağımız ve keyif alamayacağımız hiçbir alan yoktur. Önemli olan bu dili keşfetmektir. Lakin burada bir ayrıntıya da dikkat etmek gerekir. Herkesle farklı bir dil değil, içimizdeki dili konuşturmamız önemlidir. Yani, içimizi direkt olarak dışarıya yansıtmak!

Damla Kapıcıoğlu hakkında
damlakapiciogluu[@]gmail.com