Kültür/Sanat

“Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim” der Küçük İskender

"Bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin, kendiliğinden gider zaten." diyen Küçük İskender, kaybetmeyi de hepimiz gibi çok severek öğrenmiş.

  • 1999 yılında Avrupalı Genç Şairler Yarışması’nda ilk ona girmiştir.
  • 2000 yılında Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü
  • 2006 yılında Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü
  • 2014 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü
  • 2017 yılında Necatigil Şiir Ödülü
  • 2018 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü

Küçük İskender’in Mirası

Bir nedeni yoktur, yalnızca öpmüştür Küçük İskender. Mirasın en güzellerinden kısa bir kısmı;

“Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin… hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz.

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.”

Birbirinden Güzel Sözleri

“Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir.” demiş mesela. Bir insanın hayatından sevdikleri çıkınca, o gecenin 21 aralık olması gerekmez.

“Bana yol vermeyi düşünmeden önce sana verdiğim yolda yürümeyi öğren.” Hayatı asıl zorlaştıran bizleriz ve insanları hayatımıza alarak kendi yolumuzu gösteririz. Bazen onların da kendilerine ait yolları olduğunu unutsak da yeni bir yol çizilebilir aslında.

“Annem sürekli “hiçbir şey yemiyorsun, kurudun kaldın” deyip duruyor; ben ne kazıklar yiyorum kimse bilmiyor.” Cümleler o kadar hayatımızdan ki, her kelime bizden söylenmiş gibi.

“Bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin, kendiliğinden gider zaten.” diyen Küçük İskender, kaybetmeyi de hepimiz gibi çok severek öğrenmiş.

“Attığın tüm zarlar kaybettirdi bana. Hani sen benim düş-eşimdin.” Hayat gerçekten bir kumar, hepimiz düşlediğimiz eşleri arıyoruz ve bazen yanılabiliyoruz.

“Dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır diye bir şey yok dönecek. Bir katil olay mahalline mutlaka geri döner.” Cinayet masasında çalışmıyoruz belki ama kaç kere öldürüldük ve kaç kere başka katillerle yeniden canlandık?

“Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir. Bu, evrenin ‘sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir.” Bu cümleyi kurmuş biri kesinlikle hayatı, en ince ayrıntısına kadar çözmüş gibi geliyor bana. Şöyle bir hayatımıza göz gezdirsek, görebiliriz.

“Bırak şimdi yanaklarımı dudaklarımı. Gücün yeterse yüreğimden öp beni.” Yürekten öpülmeyi istemek ve kimsenin gücünün yetemiyor olması…

“Bırakın bu ayakları. Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz aşıktınız.” diyerek insanlığı da çözmüş Küçük İskender. Peki kaç acı çözdürür insanları?

“Bir plak olsam. Zeki Müren çalsam, bozulsam. Aynı yerde takılsam, hep tekrarlasam. Elbet bir gün buluşacağız.” Gerçekten bir gün bulaşacak mıyız?

Ve de demiş ki şair, “Altyapısı olmayan bir şehir gibiyim. Ne zaman hüzünlensem, gözlerimi su basıyor ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu