Kişisel Gelişim

Bilmemek Ayıp Değildi Zaten Ama Fark Etmemek Ayıp Oldu!

“Farkında bir kişi, her anı müthiş bir zarafet ve güzellik ile yaşar.” – Osho
Öncelikle fark etmemek ne demek onu öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü insan bildiğinin farkında değilse, bilmesinin çok da bir önemi kaymıyor. Bu neden bizim bildiklerimizi de fark ediyor olmamız gerek.

Günümüzde artık sıkça duyduğumuz farkındalık nedir?

Farkındalık, kişinin çevresinde gelişen olayları bilmesi, algılaması ve duyumsama becerisi anlamına gelir. Yani yaşadığımız olayların bilincine varmamız anlamına geliyor. Deneyimlerinde farkındalığın artmasında önemli bir rol oynadığının da altını çizmek gerekir.

Sıkça duyduğumuz farkındalık, günümüzde daha gerekli ve önemli bir konumda bulunuyor. Bir nevi fark etmenin önemini sonunda fark ettik diyebiliriz.

Bilmek mi daha önemli yoksa fark etmek mi?

Bilmek, bir şeyi öğrenmiş ve anlamış olmak ve her hangi bir konuda bilgi sahibi olmak anlamına geliyor. Farkındalık ise bilmek eyleminin çok ötesinde yer alıyor. Çünkü bilmek sadece bilgi sahibi olmakken, fark etmek anlamayı da yanında getiriyor. Tüm bildiklerimizi anlamıyor olabilmemiz mümkün bir ihtimal. Garip gelebilir ama birçok kelimeyi biliyor ama kullanırken ki hassaslığını bile fark etmiyoruz. Eğer farkındalığın tam olarak ne olduğunu anlayabilirsek, bilgiye de yön verebilme yeteneğini edinebiliriz. Çoğu şeyi bilsek dahi fark etmeden kullanmamız mümkün değildir.

Bu durum bir takım yeteneklerle de örneklendirilebilir. Kim bilir hangi konularda nasıl yeteneklerimiz bulunuyor. Mesela hiç mutfağa girmeyen biri aslında çok güzel yemekler yapabilme yeteneğine sahip olabilir. Bunu daha önce hiç denememiş olması, bilmediğinden kaynaklanıyor gibi de gözükebilir. Ancak asıl mesela fark etmiyor olmasıdır. Belki deneseydi ve yemek yapabildiğinin bilgisini edinseydi, farkındalık yaratabilirdi. Bu nedenle, bilmek de fark etmek de çok önemli ve hassas bir nokta.

Başka bir örnekle açıklamak gerekirse, bir kıvılcım ile çıkan yangınlardan bahsedelim. Müdahale edilmediği takdirde büyüyüp giden. İlk fark edenin siz olduğunuzu düşünün. Ne yapardınız?

İlk akla gelen su bulmak ama etraf adeta bir çöl. İkinci akla gelen yangın söndürücü ya da bir battaniye olabilir. Su bulamadığınızı fark etmeniz ne kadar sürerdi? Peki ya ayaklarınızın altında yayılmış kumu? Oysaki kumun yanının oksijenle arasındaki bağı keserek söndürdüğünü biliyordunuz. İşte farkındalık bilgi ile birlikte güçlü bir etki oluyor. Hatta belirli zamanlarda elindeki imkanları değerlendirme ile eş değer bir hal bile alabilir. Etrafı görmekle kalmayıp, farkında da olmak gerekir.

Bildiklerimizin bile farkında olmalıyız. Çünkü bildiklerimizi fark etmediğimiz takdirde bize hiçbir faydası olmaz. Eğer farkındalık edinirseniz, mutlaka yaşam standartlarınız daha iyi bir hale gelecektir. Farkındalık sayesinde, karşılaştığınız sorunlarla mücadeleniz daha kolay olacak. Karşınıza çıkan fırsatları görmekle kalmayıp, daha iyi bir şekilde değerlendirmenizi sağlayacak. Yaşadıklarınızı daha kolay atlatabilecek ve benzersiz bir analiz yeteneğine sahip olmuş olacaksınız. Kendinize ulaşmanız da bir o kadar kolay olacak.

Farkındalığımızı Arttırmak İçin Neler Yapabiliriz?

Farkındalığımızı arttırmak için doğru soruları, doğru kişiye, yani kendimize sormalıyız. İnsan önce kendinin farkında olmalıdır. Neyi, neden ve niçin yaptığımızı öğrenmemiz gerekiyor. Olayları olduğundan daha farklı görmemize sebep olan önyargılarımızdan da kurtulmanız gerekiyor. Çünkü bir olay ya da bir kişi hakkında oluşan yargılar, bizi bir tarafa iter. Düşüncelerimiz de o taraf üzerinden şekillenir.
Kısacası önyargılarımız, farkındalığımızı engelleyen bir tuzaklar gibidirler.
Ayrıca olaylara, kişilere ya da kendimize eleştirel yaklaşmak da farkındalığımızı körelten noktalardan biridir. Bu noktada tarafsız olmak ve nedenlerini anlamaya çalışmak yararlı olacaktır. Farkındalık, gözlem yaparak, bilgi toplayarak geliştirilse de en önemli şartı, yaşanan anda kalma becerisini geliştirmekten geçer.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu