Yaşam

Daha Çok Sevilen Biri Olmanın Formülü

Harvard’lı bir psikiyatrist olan Helen inanılmaz bir formül buldu. Bu formülü uyguladığınızda insanlar tarafından daha çok sevilen bir insan olmanız mümkün. Hayatınızdaki tüm beşerî ilişkilerinizde (iş ilişkileri, gönül ilişkileri, aile ilişkileri ve diğer tüm ilişkilerde) bu formülü kullanarak daha çok sevilen biri olmayı başarabilirsiniz.

Psikiyatrist Helen Riess tarafından bulunan bu formülün ismi bile ne kadar dâhiyanece olduğunu kanıtlıyor. Formülün ismi ‘EMPATHY’. Türkçe de empati anlamına gelen bu kelimedeki her harfe ait bir basamak var. 7 basamağı uyguladığınızda formül tamamlanıyor ve ortaya çıkan sonuç ile daha çok sevilen bir insan olmayı başarabiliyorsunuz.

1. E->Eye Contact – Göz Teması

Günümüze kadar yapılan birçok çalışma; göz temasının, karşımızdaki insanlara olan etkisini kanıtlıyor. Samimi bir ilişki kurmak için göz temasının önemini hepimiz biliyoruz.  Önemli olan yapacağımız olan göz temasının süresini ve bakış şeklimizi en uygun şekilde ayarlayabilmek. Yoksa bir insana dik dik bakarak o insanla sağlıklı bir ilişki kuramayız. Her ne kadar gözünün içine bakılması doğruluğu ve aşıklığı ifade etse de normalinden uzun olarak gerçekleşen gözün içine bakma eylemi bir tehdit algısına yol açabilir. Karşınızdaki insana ve bulunduğunuz ortama göre ayarlayacağınız göz temaslarınız ile daha çok sevilen bir insan olmanız mümkün.

2. M-> Muscles for Facial Expression – Mimiklerimizi Ortaya Çıkaran Kaslarımız

İnsanlar tarafından daha çok sevilen biri olmak için doğal ve dürüst davranışlar sergileyebilmenin önemi oldukça büyüktür. Yüzümüzde oluşan mimikler söylediğimiz sözler ile uyumlu olup, yanıltıcı mimikleri rol sergilercesine ortaya koymaktan kaçınmalıyız.

Doğamızın bize verdiği hediye gereği, beynimiz zorla yapılan bir gülümseme ile samimi ve içten gelen gülümsemeyi ayırt edebilecek üzere programlanmıştır. Bu sebeple zorlan gülümsemeye çalışarak karşınızdaki insanın sizi daha çok sevmesini sağlayamayacağınızı belirtmek isteriz.

Bu konuda yapılan araştırmalardan bir diğeri de ayna nöronlarımızın çalışma şekli üzerine. Ayna nöronlar, dışarıda (karşımızdaki insanda) gördüğümüz eylemleri taklit etme yeteneğine sahiptir. Çoğu zaman bunu bilinçsiz de olsa zaten yapıyoruz. Örneğin gülen biri gördüğümüzde uzun süre kayıtsız kalamayarak bizim de gülmeye başlamamız bu kon için güzel bir örnek olacaktır.

3. P-> Posture – Duruş

Duruş şekliniz, karşınızdaki insana veya insanlara tahmininizden çok daha fazla mesaj gönderiyor. Yapılan araştırmalara göre dik bir vaziyette durmak güveni, konuşulan kişiye yönelerek duruş sergilemek ise karşındaki insana samimiyet mesajını iletebiliyor. Duruşunuzu doğru olarak ayarladığınızda, çevrenizdeki insanların size daha saygılı olduğunu ve daha çok güven duyarak sevgisini sunduğunu fark edebilirsiniz.

4. A-> Affect – Etki

Göstermekte olduğumuz her etki bizim duygularımızı ortaya koyar. Çevreden gelen etkilere karşı olan tepkilerimiz, bizim duygularımızın dış dünyaya olan yansımalarıdır. Daha çok sevilen biri olmanın formülü üzerine 7 madde ortaya koyan Riess, bu konuda kontrolü ele almamız gerektiğini söylüyor. İletişim halindeyken başkalarının duygusal durumlarını anlamalı ama bu anladıklarımızdan yola çıkarak ortaya koyacağımız tepki de daha dikkatli olmamamız ile daha çok sevilen bir insan olabileceğimizi belirtiyor.

5. T-> Tone of Voice – Ses Tonu

Ses tonunuz denildiğinde sesinizin yüksekliği ile birlikte vokal hızınız ve ses ritminizde bu ayarlama içerisine dahildir. Tüm bunları doğru bir şekilde ayarlayarak karşınızdaki insanlara doğru mesajları bilinç altı seviyesinde iletebilir ve daha çok sevilen insan olmayı da kolayca başarabilirsiniz.

Bu başlık altında kullandığımızın kelimelerinin de çok önemli olduğunu söylemek gerek. Her bir kelimenin, karşı tarafa yansıttığı bir duygu boyutu vardır. Bu duygu boyutunu doğru bir şekilde kestirebilmek ve kelimeleri bilinçli olarak seçerek kullanmak gerekir. Kelimeleri ifade ederken ki ses tonunuzun da önemli olduğunu düşündüğümüzde nefes çalışmalarına başlamak da güzel bir öneri olacaktır.

6. H-> Hearing the Whole Person – Bir Kişinin Bütününü Duyabilmek

İletişim her zaman için çift yönlüdür. Bu sebeple kendinizi ifade edebilmek ne kadar önemliyse, karşınızdaki kişiye kendini ifade etme fırsatı vermeniz de son derece önemlidir. Ancak bu şekilde karşımızdaki kişinin tam olarak ne demek istediğini anlayabilme şansını yakalayabiliriz. Riess empatik dinleme hakkındaki yorumunu şu şekilde yapıyor: “Empatik dinleme, başka bir kişiye tamamen dikkatinizi vermek, şefkatle ve yargılamadan yanıt vermek anlamına gelir.”

7. Y-> Your Response – Cevabınız

Karşımızdaki insanlara cevap verirken içimizde birtakım duygular yaşanmaya devam eder. Örneğin birine bir konu hakkında bir paylaşımda bulunuyoruz. Bu paylaşım sırasında içimizden ona karşı şüpheler duyuyoruz. Sözlerimizle bunu belli etmesek bile karşımızdaki kişi, ona verdiğimiz cevabın içerisindeki şüphe bilgisini okuyacaktır. Çünkü beynimiz bu şekilde programlanmıştır. Sahte olan konuşmaları karşımıza hissettirmemek için ya içimizdeki duyguları bastırarak durum hakkında yorumumuzu yapacağız veya içimizdeki şüphenin varlığından da bahsedeceğiz. Karşı tarafa verdiğimiz cevap, içimizdeki duygu ve düşünceler ile ne kadar uyum içerisinde olursa o kadar fazla anlaşılır ve güveniliriz. Böylelikle daha çok sevilen bir insan olmanın bir anahtarını daha elimizde tutmuş oluruz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu