Blog

Duymak ve Dinlemek Arasındaki Bin Farkı Bulabilir misiniz?

Karşınızdaki kişiyi gerçekten dinliyor musunuz? Yoksa konuşmak için sıranızı mı bekliyorsunuz?

“Karşınızdaki kişiyi gerçekten dinliyor musunuz? Yoksa konuşmak için sıranızı mı bekliyorsunuz?” – Sigmund Freud

Sahi şu her zaman haklı olduğunuz tartışmalarda gerçekten dinliyor musunuz karşınızdakini? Bazı insanlar gerçekleri kendi yaptıkları hatalarla öğrenirler. Ne kadar acı verici olursa olsun, bunun hazzı büyüktür. Bazıları da sanıyorum ki daha zekidirler, diğer insanların deneyimlerinden yola çıkarak, hiç acı çekmeden bir şeyin yanlış olduğunu bilirler. Belki de bu insanlar kendilerini sadece zeki sanıyorlardır. Hoş “İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.” demişti, Eleanor Roosevelt.

Haklı gerçekten ama bazen hata yapmak güzeldir. Telafi edilebildiği sürece. Ben bir tartışma esnasında gerçekten isteyerek kırıcı olanlardanım. Tüm dünyada sadece bana has bir durum değil tabii ki bu. Hayatımdaki herkese de söylerim. “Beni kırarsan, benden daha çok kırılırsın.” Bunu savunmuyorum ama yapım böyle diyerek de kenara çekiliyorum. Keşke kimse kimseyi kırmasa da dünya daha güzel bir yer olsa. Keşke insan gerçekten karşısındaki insana kulak verebilse. Keşke duymasak sadece dinleyebilsek.

Belki de Binlerce Fark Vardır

Bir ses duydum, sen de duydun mu? Kalbinin sesi sanırım, üzgün ve kırılmış. Duydun değil mi? Acı çekiyor. Sus, dinle. Duyduğun şeylere, duyduğun sese kulak ver. Sen dinlemiyorken ne kadar çok şey anlattı. Ama dinlemedin. Çünkü duymadın bile.

Hayatta böyle işte. Önce bir ses duyarsın sonra kıyameti yaşarsın. Vicdanınla da yalnız başına kaldığında, oturur ağlarsın. İlk yapman gerekeni sona saklarsın. Bundan keyif mi alırsın?

Biz insanlar karşımızdaki insanı sadece duyuyoruz. Gerçekten ve içten dinlemiyor kimse kimseyi. Mesela ben, dedim ya baştan söylerim olacakların sonucunu diye. Duyarsan, yanılırsın ama dinlersen kurtulursun. Eminim siz de dinlenmeyen ya da duyulmayan şeyler söylediniz. Belki duvara anlatsanız, dile gelip, sizi anladığını ve dinlediğini kanıtlayabilirdi.

İnsanlar acaba biri konuşurken dinlemeye çalışıyor da bir şeyler ters mi gidiyor? Belki de ilk cümle sonrası kendi hayal dünyalarına dalıyorlardır ya da bir cümle kurdu ama neydi o cümle diye, o cümleyi anlamaya çalışıyorlardır. Bu noktada ben de onları anlamaya çalışıyorum.

Duymak seslerle alakalı iken dinlemek harflerle, kelimelerle, cümlelerle, paragraflarla ilgili. İletişim esnasında ses tonu, beden dili ve kelimeler arasında en önemsizi, kelimelerdir.

Beden dili yüzde 55, ses tonu yüzde 38, özenle seçtiğiniz kelimeler ise yüzde 7’lik bir orana sahiptir. Beden dilini tartar, ses tonunu duyar, kelimeleri dinlersiniz. Daha bu pastanın en küçük dilimini bile yemeden, tok olduğunuzu söylersiniz. Tatlıdan bir lokma almaz, direk sadede gelirsiniz. Tatlıdan da bir yüzde 7 almadığınız için tatlı konuşmazsınız.

Eğer karşınızdakini dinlemek yerine sadece duyarsanız, kendi kalbinizi de duyamazsınız. Kelimeler havada uçarken, cımbızla birkaçını çekip alırsanız; kendinizi kandırırsınız.

Önce kendini dinleyebilmeli insan, konuşmanın sırasının kendisine gelmesini beklemeden.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu