Blog

Geçmişini Terk Etmek İster de İnsan Kendini Bir Türlü Terk Edemez!

An gelir, bulunduğun şehri terk etmek istersin. Ayaklarına bağlı prangalardan kurtulmak...

An gelir, bulunduğun şehri terk etmek istersin. Ayaklarına bağlı prangalardan kurtulmak… Yeniden başlamak. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar unutmak. Prangalar ağır cezalı mahkumlara takılırmış eskiden. Sen de en ağır cezandan kaçmak istersin.

İnsan ne yaparsa kendine yapar. Ne ekerse onu biçer mi bilmiyorum ama zararın en büyüğünü daima kendine verdiği kesin. Sizin de kendinizden uzaklaşmak istediğiniz zamanlar oluyordur. Aslında şehir değildir terk etmek istediğiniz, aklınızdakiler, kalbinizdekiler ya da dışa vurmaktan çekindiğiniz kişiliklerdir.

Bir insanın içinde yansıtmadığı, asla göstermediği, en derinlere gömdüğü kişilikleri vardır. Çok korkak, cesur gibi davranır; çok sinirli, sakin. O an şartlar onu gerektirir çünkü. Değer verdiğin insan da korkar, sen de. Korktuğunu belli etmemek için cesurmuş gibi yaparsın. Değer verdiğin insana sinirlenirsin ama onu incitmek ölüm döşeğidir, bilirsin ve sakin olmak zorundasındır. Çok garip değil mi? Gerçek seni göstermekten korktuğun birine ölesiye değer verebilmek, sevmek, sevgi beklemek…

Bu cevap yeni bir soruyu doğuruyor. O korktu ama sen kabul ettin, o seni kızdırdı ama sen tepki vermedin, o olduğu gibiydi ve sevebildin, o seni neden sevemesin?

Buradan da her zaman “biri daha çok sever, değer verir”i doğruluyoruz. Ne oluyor sonra? İşte en ağır cezası bu olur insanın. Kendi kendini, prangalara bağlar, en karanlık zindanda da terk eder benliğini.

Geçmiş Seni Terk Eder Sanıyorsan Yanılıyorsun!

Zaman geçer tek ettiğin benliğin seslenir sana, herkese iyi gelen zaman ilacı iyi gelmez sana. Her saat kahrolurken, her dakika mahvolursun; her saniye mahvolurken, her salise kahrolursun. Mahvolmuş bir insansan, mutlu insanlar canını yakar, mutsuz insanlarında dertlerini seninkinden küçük sanırsın. Dünyanın en büyük derdi senindir ve kaçtığında kurtulabileceğini sanırsın.

Koca bir yanılgıyla baş başa kalırsın. Yanılırsın. Kaçarsın. Kurtulduğunu sanırsın, yeniden yanılırsın. Olduğu şehri terk edersin. Başak bir şehirde, başka bir hayata başlamak her şeyi unutturur sanırsın. Tekrar yanılırsın.

Yeni şehrine hoş geldin. Görüyorum ki ayaklarındaki prangalarından kurtulmuşsun. Ama zihnindekileri, kalbindekileri, içindekileri yanında getirmişsin. Sen geçmişini, acılarını, özlemlerini, sevinçlerini o şehirde bıraktığını sanırken; hepsini bavulunda getirmişsin.

Oysaki yapacağın hepsini tek tek çözmekti. Oturup kendin ile dertleşmendi. Yeni bir hayat kurmak kolay değilken, buna cesaret etmişsin. Yanında bir korkak olmadığı için mi bunca yolu teptin? Kilometrelerce uzağa gitsen bile sen, kendini bir yerlerde bırakamazsın. En fazla birilerinin cümlelerinde kalır adın. Geçmişinden korkma, saklanma ya da kaçmaya çalışma. Çünkü o senin ayrılmaz bir parçan. Ders çıkar tüm yaşadığın olaylardan, tekrar yaşamamak için. Korkularının üstüne git, bir daha korkamamak için. İnsan kendinden saklanamaz ya da kaçamaz. Bu yüzden saklambaç oynamayı bırak kendinle ya da kaçma kendinden. Nereye gidersen git, geçmişin peşinde. Geçmişini ya cellat gibi düşün, nefesini sürekli ensende hisset ya da huzur veren ılık bir rüzgar gibi düşün, huzur hisset. Tercih senin, seçim senin, hayat senin, geçmiş senin.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu