Kişisel Gelişim

Her İnsan Eskiyi Özler mi?

Elimizdeki ile yetinmemek, şu anki varlığımızdan memnun olmamak, günümüzü ya da anımızı yaşayamamak veyahut olmak istediğimiz insan olamamak, eskiyi özlememize neden olur.

“Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben. Biz artık geçmiş zamanız. Bir anlık öfke, binlerce sahne.” – John Steinbeck

İnsanlar, doyumsuz varlıklardır. Gerek fiziksel gerek ruhsal açıdan doyumsuz olmaya her zaman elverişlidir. Örneğin, beynimiz hep daha fazla bilgiyi içerisinde barındırmak ister. Bedenimiz spor yaptığımızda hep daha fazla aktivitede bulunmayı ister. Kalbimiz, bir başka kalp için attığında daha fazla ilgi, sevgi ve şefkat ister. Hep daha fazlası, daha, daha, daha ve daha…

Doyumsuz varlıklar olmamız, geçmişi özlemimize de neden olabilir. Elimizdeki ile yetinmemek, şu anki varlığımızdan memnun olmamak, günümüzü ya da anımızı yaşayamamak veyahut olmak istediğimiz insan olamamak, eskiyi özlememize neden olur. Fakat bu konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak istiyorum. Bugünümüzden memnun olmadığımız için geçmişi özlediğimiz kısma değineceğiz.

Her İnsan Eskiyi Özlemez

Her insan eskiyi özlemez ve her insan geçmişte yaşamaz. İnsanları üç grup altında toplamak mümkündür; geçmişte yaşayanlar, bugünü yaşayanlar ve geleceği yaşayanlar. Büyük bir çoğunluğumuz geçmişte yaşar. Bunun bilimsel olarak açıklamaları da mevcuttur.

Yapılan bir araştırmaya göre beynimizin sürekli olarak üzerimize aldığımız sorumlulukları ve görevleri tamamlama ihtiyacı güttüğü görülmüştür. Yani, terk edildiğimizde beynimiz o sorumluluğu yarıda bıraktığımızı düşünmektedir. Dolayısıyla o tamamlama ihtiyacı ile hareket etmektedir. Birini özlediğinizde, beyninizle mi yoksa kalbinizle mi özlediğinize bu nedenle dikkat etmeniz gerekir.

Bilimin dışına çıkacak olursak, eskiyi özlememizin temel nedenlerinden biri bugünün insanı olmamamız ve bugünden mutlu olmamamızdır. Eğer, hayatınızın şu anki döneminden memnun değilseniz, geçmiş yaşantınıza büyük bir özlem ve arzu duyarsınız. Bu da doyumsuz olmanızdan kaynaklanır. İnsan her daim şükretmesini bilmelidir. Her yaşının, her yaşadığının bir kıymeti olduğunu bilerek hareket etmelidir.

Geçmiş, Geçmişte Kalmalıdır

Eskiler aklınıza geldiğinde tebessüm edecek olgunluğa erişmeniz, maziyi elbette yad etmeniz fakat geçmişteki tüm yaşadıklarınızdan ders alarak bugününüzü yaşamanız gerekir. Geleceğe yönelik adımlar atmak için geçmişi bilip, bugünü yaşamak şarttır. Aksi halde bir gelecekten bahsetmek, imkansızdır.

Geçmişi geçmişte bırakmamak, aynı zamanda yeni duygulara ve düşüncelere de yer vermemek anlamına gelir. Yeni hisleri tatmamak, yeni insanlar tanımamak ve yeni yerleri keşfetmemek, daha da önemlisi yeni benliğinize alışmamak anlamını taşır. Oysa, her anınız, sizi yeni bir “ben” yapar ve kendinizi her seferinde yeniden tanımanız gerekir. Çünkü insan her zaman değişmeye mahkum bir yaratıktır.

Girdiğiniz her beden, hissettiğiniz her duygu, zihninize kazınan her düşünce için bugün bir kucak açın. Geçmişin izlerini kapatmanız için bugün aynada kendinize tebessüm edin. Geçmişin bir şekilde geçecek olduğunu kendinize hatırlatın ve bugün, bir önceki günden daha iyi bir insan olmaya söz verin. En çok da kendinize verdiğiniz sözleri yerine getirin. Çünkü bu hayatta en çok kendinize ihtiyacınız var.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu