Kişisel Gelişim

Home Office Çalışan Olmanız Kanuni Haklarınızın Olmadığını Göstermez!

Günümüz iş dünyası içerisinde gittikçe yaygınlaşan çalışma şekillerinden biri de “Home Office” çalışma stilidir. Evden çalışan pek çok kişi, kanuni haklarının olmadığını düşünmekte ve bu nedenle kendisine yönelik yapılan hukuka karşı aykırı davranışları göz ardı etmektedir. Oysa evden çalışan kişilerin de yasal olarak korunmasını sağlayan pek çok kanuni düzenleme bulunmaktadır.

Home Office Çalışanlarının Kanuni Hakları Nelerdir?

Günümüz dünyasında pek çok kişi iş yerinde fiziki olarak çalışmak yerine evlerinde çalışmayı, evlerinin bir bölümünü çalışma ortamı haline getirmeyi ya da bir işveren aracılığıyla evden çalışma stilini benimsemeyi tercih etmektedir. Kendi işinizi yapsanız ya da bir işveren yanında çalışsanız bile, haklarınızın korunmasına yönelik olan kanunlar mevcuttur.

Mevzuatta yapılan düzenlemelerden sonra, bu çalışma grubu içerisinde yer alan kişilerin hakları korunma altına alınmıştır. Bir işveren yanında çalışan kişilerin de “Evde İş Sözleşmesi” yapma hakkı bulunmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 461. maddesinde yer alan ve bu maddenin devamında yer alan maddeler, evde çalışan ve hizmet veren kişilerin, aile bireyleri ya da sadece kendisinin çalışabildiğini ve çalışması karşılığında ücret alabildiğini gösteren ve bu çalışma şeklinin bir “iş” olarak tanımlandığını gösteren maddelerdir. Her home office çalışanının bu maddeleri okuması gerekir.

Evden çalışan kişiler kendilerini “bağımsız” çalışan olarak nitelendirse de kanunen “işçi” sınıfında yer almaktadır. İstisnai olan tek durum “serbest girişimciler” olarak yer almaktadır. Serbest girişimci olarak çalışan kişinin işvereni olsa dahi “işçi” sınıfında görülmemektedir.

İstifa ve İş Reddetme Hakkı

Bağımsız çalışan grubunda yer alan bu işçiler, kendi iş özgürlükleri hakkında karar verme hakkına sahiptir. Gerektiği takdirde işten istifa edebilir ya da işi reddedebilirler. Aynı şekilde iş koşullarını ve ücret politikalarını da kendileri belirleme hakkı bulunmaktadır. İş ortamında yaşanabilecek her türlü zarardan çalışanlar sorumlu tutulmaktadır.

Herhangi bir ofiste çalışan ve fiziki olarak ofiste bulunan kişiler, herhangi bir görev ve proje karşısında “evden çalışma” isteğini dile getirme hakkına sahiptir. Üzerlerine verilen görevi ve sorumluluğu başarıyla yerine getirmek amacıyla her çalışan proje süresince evde çalışma imkanı bulabilmektedir. Fakat bu durumda çalışan, “bağımsız çalışan” konumunda yer almaktadır.

Süreli İş Sözleşmeleri ve Ücret Politikası

Evden çalışan kişiler, belirli zamanlar içerisinde evde çalışıyorsa, kanuna göre bu süreleri kapsayan iş sözleşmesinin yapılması gerekmektedir ve bu sözleşmelere “süreli iş sözleşmesi” denmektedir. O süreler kapsamında çalışan kişinin hakkının korunabilmesi için süreli iş sözleşmesi yapılması şarttır. Eğer süre belirli değilse “süresiz iş sözleşmesi” yapılması gerekir.

Çalışan kişi ücret politikasını belirleme konusunda özgürdür. Bu konuda işverenin dikkat etmesi gereken husus, çalışan çalışma düzenidir. Eğer çalışan süresiz/aralıksız bir şekilde çalıştırılıyor ise (örneğin hasta bakıcılar), ücretlerin 15 günde bir olacak şekilde ödenmesi gerekir. İşçi rızası ile bu ödeme 20 günde bir ya da ayda bir yapılabilmektedir. Eğer işçi aralıklı/süreli bir çalışma düzenine sahipse (örneğin çocuk bakıcısı) çalışması sonucunda ücret iş bitiminde ödenmelidir.

Kişi aralıklı ya da aralıksız çalışma düzeni içerisindeyken herhangi bir şekilde kendi rızası olmadan hastalanır ise işveren işçinin çalışmadığı günkü ücretini de ödemek zorundadır. Ödemediği takdirde suç işlemiş olarak sayılmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu