Kariyer Yaşamında Yanılgılar Evresi: Konfor Alanı

Hayatınızda, sürekli olarak yaptığınız aktiviteleri aynı mekan, aynı obje ya da aynı zaman dilimi içerisinde yaptığınızı hiç fark ettiniz mi? Kahvenizi sürekli olarak aynı bardakta içtiğinizi, projenizi düzenlemek adına aynı uygulamayı kullandığınızı ya da aynı cep telefonu markasından vazgeçemediğinizi fark ettiniz mi? İşte tüm bunları yapmanızın sebebi, konfor alanı!

Kariyer yaşamında konfor alanını bir örnekle açıklamak gerekirse, her gün gittiğiniz ofisinizde, kendinize ait kullanmaktan oldukça hoşlandığınız bir bardak olduğunu düşünün. Bu bardakta su içmeyi, kahve ya da çay demlemeyi hatta sıcak çorba yapmayı oldukça seviyor olabilirsiniz. Bir gün ofisinizde o bardağın kırıldığını düşünün şimdi de… Bir başka bardak kullanmanız gerektiğinde, sanki o kahve ya da çayın tadı değişecek gibi hissedebilirsiniz. “Rahatsızlık” duyarsınız… Çünkü kendi bardağınız ortada yoktur.

Bir bardak bile konfor alanınızı oluşturabilir. Hayatınız içerisinde oluşturduğunuz ve farkında olmadığınız pek çok konfor alanı mevcuttur. Genellikle ev ve ofis yaşamı içerisinde gelişen bu konfor alanız, verimliliğinizi, performansınızı ve üretkenliğinizi arttırabileceği gibi negatif yönde de etki yapabilmektedir. Bir konfor alanının kaybolması, çalışan üzerinde negatif psikolojik etkiye sahiptir. Peki bu konfor alanı nereden gelir?

Psikolojik Yanılgıların Toplandığı Evre

Konfor alanı, bir diğer ismiyle “comfort zone”, son zamanlarda iş yaşamı içerisinde önem taşıyan ve göreceli olması sebebiyle dikkat çeken söylemlerden biri olarak yer almaktadır. Nasıl ki bir bilgisayar faresini herkes aynı rahatlık ile kullanamıyorsa, konfor alanı da kariyer yaşamında kişileri farklı şekilde etkileyebilmektedir.

Bilimsel olarak kavramın tanımına bakmak gerekirse, “İnsanların her şeyi kontrol altında tuttuğu yanılgısına düştüğü, kendisini rahat hissettiği ve aşina olduğu ortamda bulunduğunu sandığı psikolojik evre” olduğu görülmektedir. “Yanılgı” kelimesine de burada dikkat etmek gerekir. Pek çok çalışan konfor alanı sebebiyle iş yaşamı içerisinde hatalara düşebilmekte ve başarısız olabilmektedir.

Minimum stres, maksimum rahatlık hissetmek, durağan bir döneme geçiş demektir. Konfor alanı oluşturmak, farkında olmadan yapılan bir harekettir. İnsanların yaşamını sürdürebilmesi için elbette bu alana ihtiyacı vardır fakat, çoğu zaman konfor alanı değişimlere karşı direnç gösterilmesine sebep olur. İş dünyası içerisinde değişim, değişmeyen tek şeydir ve bu sebeple, çalışanların adaptasyon sürecini zorlaştırmaktadır.

Monoton Hayatın Getirdiği Verimsizlik

Faydaları olsa bile pek çok olumsuzluğun bu alan içerisinde toplandığını söylemek mümkündür. Belli bir konfor alanına sahip olmak bireyin belli bir konfor düzenine oluşması, yani kendisini sınırlaması demektir. Örneğin; ofis masanızdan oldukça memnun olabilir ve burada çalışmaktan keyif alabilirsiniz. Daha teknolojik ve kullanım kolaylığı sağlanan bir masa ile kendi masanızın değiştirilmesi, veriminizi azaltabilir çünkü duyacağınız rahatsızlık, motivasyon düşüklüğü yaratacaktır. Kendi ofis masanızdan üstün bir ofis masasıyla çalışmak varken neden kendinizi sınırlandırarak eski masanızda çalışmak istersiniz?

Özümsemek, belli bir zaman zarfından sonra kendinizi geliştirmeyi önlemektedir. Bir nevi monoton yaşam biçimine geçiş anlamına gelmektedir. Monoton bir hayat, verimsizliğin temel sebeplerinden biridir. Sürekli aynı bardaktan kahve içmek, aynı masada çalışmak, aynı ulaşım ağını kullanmak ya da aynı kalemle yazı yazmak, iş yaşamına duyduğunuz heyecanı köreltir. Gelişim, değişim ve heyecanın ortadan kalkması, iş yaşamındaki performansın düşmesine neden olur. Bu durum aynı zamanda bireyin kariyer hedeflerini yerine getirmesine engel olur. Banka içerisinde gişe memurluğu yapan ve bu mesleğe alışan biri, terfi aldığında sorumluluk ve görevlerine karşı kendisini rahatsız hissedebilir. Pek çok çalışan, alıştığı pozisyondan başka bir pozisyona geçme düşüncesine karşı çıkıp, konfor alanını korumak istemektedir. Büyük hayaller içerisindeyken kariyer hedeflerinden vazgeçilebilmektedir.

Bu durumda yapılması gereken şey, en iyisi olana kadar konfor alanını korumak ve en iyisi ile karşılaşıldığında bu alandan vazgeçilerek yeni olana alışmaya çalışmaktır. İş dünyası sürekli olarak değişmektedir. Bu alanı, değişime göre planlamak gerekir. Planlanmadığı takdirde iş yaşamı yalnızca “keşke” demekle ve “monoton” bir şekilde yaşamakla sınırlı kalacaktır.

Damla Kapıcıoğlu hakkında
damlakapiciogluu[@]gmail.com