Yaşam

Mutluluğu İlk Olarak Kendimizde Aramalıyız

Mutluluğu arayarak geçen ömürlere sahibiz. Hiç kimse “Ben mutlu olmak istemiyorum” diyemez. Çünkü yaşamın en büyük sırrı mutluluktur. Etrafındaki her şeyi daha renkli görür, etrafına enerji verir ve daha nicesi… Huzuru yerinde olur mesela, şansının yaver gittiğini düşünür ya da bu hayattan zevk aldığını fark eder.

Peki siz mutluluğu ne kadar arıyorsunuz? Mutsuzluk ile nasıl baş ediyorsunuz? Hayatlarımızın büyük bir çoğunluğu, büyük ve gri bulutun içerisinde geçiyor. Her an yağacak, her an şimşekler çaktıracak kadar gri ve büyük bir bulutun içerisindeyiz. Bazen sebepsizce bu bulutun içerisinde oluyoruz bazen de bizleri mutsuz edecek pek çok olayın içerisinde kalıyoruz.

İnsanlara derdimizi anlatmak isterken ya da neden mutsuz olduğumuzu ifade etmek isterken hep bir anlam çıkarmak istiyoruz. Kendimizi gerçekten mutsuz olmamıza neden olacak bir şey varmış gibi düşünmeye itiyoruz. Yaşamımızı anlamsız mutsuzluklar ile dolduruyoruz. Fakat bir yerde hata yapıyor. O da hayatımızı nasıl geçireceğimize, nasıl hissedeceğimize ya da tüm mutsuzluk içerisinde bile mutlu olacağımıza bizim karar verecek olmamız!

Mutluluğu Yalnızca Kendinde Ara

Mutlu olmak için nelere ihtiyacınız var? Büyük bir çoğunluk para ya da aşk şeklinde cevap vermektedir. Oysa mutluluk, kendinizdedir. Sağlığınızdadır, ailenizde ya da arkadaşlarınızdadır. Sahip olduğunuz karakterde, kişilikte, evde, odanızda, yatağınızdadır. Kendinizi her yalnız, her mutsuz hissettiğinizde hatırlatmalısınız: bu dünyada sizden başka bir tane daha yok ve siz 7 milyar içerisinde çok özelsiniz.

İyi ya da kötü ne yaşamış olursanız olun, hayatınızda kara bulutlar olduğu kadar güneşli günler de olacaktır. Aksilikler hep sizin başınıza geliyor olabilir. Tüm kötü şans sizinle olabilir… Her ne olursa olsun yaşadıklarınızdan bir pay çıkartmalısınız. Elbette hiç üzülmeyin, mutsuz olmayın demiyoruz. Fakat sürekli olarak mutsuzluk halinde bulunmaktan da vazgeçmelisiniz.

Şükredin

Hayatımda öğrendiğim en iyi şeylerden biri şükretmek oldu. Her insanın hayatında bir dönüm noktası olduğuna inanırım ve benimki de babamın kaybı ile başladı. Öncelikle kendime şunu dedim, “Bir daha ölüm dışında yaşadığım hiçbir şeye çok ağlamayacağım”. Ölen birinden özür dileyemiyor, sevdiğinizi söyleyemiyor, pişmanlığınızı dile getiremiyor ya da derdinizi, mutluluğunuzu paylaşamıyorsunuz. Bu nedenle ölüm, hayattaki en büyük acıdır.

Babamın yoğun bakımda 90 gün boyunca mücadele ettiği dönemde çok yakın bir arkadaşım uyku problemi yaşadığım için bana bir tavsiyede bulunmuştu. “Uyuyana kadar şükretmeyi dene” demişti. Bir süre sonra bu durum benim için alışkanlık haline gelmişti. Şükrettikçe rahatladığımı, mutsuz olduğum anları unuttuğumu fark ettim o zamanlar… Şükretmek, her sabaha minnet duygusu ile uyanmamı sağlamıştı. Artık mutsuz uyanmadığımı, her mutsuz olduğumda da şükrettiğimi fark etmiştim.

Mutsuzluğunuzu dindirmenin en iyi yolunun şükretmek olduğunu anladım. Çünkü “Başıma şu şu şu geldi ama buna da şükür” diyebilmenin, en büyük erdem olduğunu öğrendim.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu