Rüyalar Günlük Yaşantımızdaki Deneyimlerin Devamı mıdır?

Catherine Shainberg, “uyanık rüya” kavramı ile uzun yıllar boyunca çalıştı. İnsanların rüyalar sonucunda kendilerini tanımak için birer fırsat yakalayacağını düşünmekteydi. Bu kapsamda farkındalık yaratan bir yaşam için rüyaların insanlara yardımcı olacağına inanmaktaydı.

Uyanık rüya işlemi, insanların rüyası ile uyanıkken yaşadığı durumun farkındalığının bileşkesi olarak yer almaktadır. Shainberg tarafından yapılan araştırmalar sonucunda görüldü ki insanlar gün boyu yaşadıkları ile rüyalarında bağlantılı oldukları ortaya çıktı. Böylelikle gece görülen rüyalar, günlük deneyimlerin devamı niteliğinde olduğu kanıtlandı.

Rüyalar ile Eğitiliyoruz

Gün içerisinde yaşadığımı her şey, elde ettiğimiz iyi veya kötü tüm deneyimler, beynimiz tarafından eğitilmemiz için bizlere rüyalarımızda tekrar sunuluyor. Eğer bu rüyaların farkında olursak, daha farkında bir yaşam yaşayabiliriz.

Shainberg “uyanık rüya” araştırması, kaderlerimizin farklı yerlerde olduğunu bizlere gösterir. Her insanın yaşaması gereken bir kader vardır fakat insanlar kendi kaderlerini kendileri belirlemektedir. Rüyaların da kader üzerindeki etkisi büyüktür. Çünkü bilincimiz, rüyalarımızın etkisinde kalmaktadır. Bu da bedenimizde sürekli ortaya çıkan ve değişen hücreler sebebiyle olmaktadır. Hücreler geliştikçe, vücudu besledikçe beynimiz daha net ve güçlü rüyalar üretmektedir. Dolayısıyla gördüğümüz tüm düşler, bizleri eğitmektedir.

Peki gördüğümüz bu düşler, bizlere ne ifade eder? Beynimizin bize sunduğu bu eğitim fırsatını nasıl değerlendirmeliyiz?

Rüya Olmasaydı Hasta Olurduk

Shainberg, herhangi bir insanın rüya görmemesi durumunda hasta olacağını da kanıtlamıştır. Bu kanıtı da REM uykusundan uyandırılan ve rüyaları engellenen insanlar üzerinde deneysel çalışmalar yaparak ispatlamıştır.

Bu deney içerisinde 4 ile 5 gün boyunca deneklerin REM uykuları yarıda kesilmiştir. Kesilen REM uykuları sonucunda denekler tekrar uyutulmaya çalışmış ve bu kişilerin hemen REM uyku sürecine geri döndüğü gözlemlenmiştir. Yani, günlük yaşantımız içerisindeki görüntüleri, deneyimleri hatırlamak için ihtiyacımız olan şey REM uykusunda bulunmaktadır. Eğer REM uykusu sürecine giremiyorsak, beynimiz bizleri hasta ediyor ve duygu durum bozuklukları yaşıyoruz.

Fiziksel Deneyimler Rüyaları İşaret Eder

Bir diğer başka araştırmaya baktığımızda Arnold Mindell karşımıza çıkacaktır. Mindell çalışmaları içerisinde, bedensel olarak elde ettiğimiz deneyimlerin rüyaları işaret ettiği ispatlanmıştır. Tüm fiziksel aktivite ve eylemlerimiz, ses tonumuz, yürüme şeklimiz, hareket etme biçimimiz, kaslarımızın nasıl gerildiği ya da ellerimizi nasıl birleştirdiğimiz, tamamen rüyalarımız sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kişinin sosyal ve kişisel yaşamı içerisindeki ilişki problemleri de rüyalardan gelmektedir. Çünkü ilişkilerimiz bile rüyalarımızın etkisi altındadır.

Rüyalarımızın etkisini görmek ya da rüyalarımızı kontrol altında tutmak için yapmamız gereken şey, düşler ile mantık arasındaki bağlantıyı kuran REM uykularının farkında olmaktır. REM uykumuz sırasında beynimizin mantıksal düşünme bölümü ile kısa süreli bellek kısmı aktif bir şekilde etkin olduğu için görülen rüyalar, uyanık durumda iken yaşadıklarımızın devamı niteliğindedir. Eğer gerçek yaşama dair düşler görüyorsanız, bu rüyalarınızı kontrol altına almak için beyninizi kontrol etmelisiniz. Rüyada olduğunuzu fark etmek için duru görü çalışmaları yapmaya başlayabilir ya da 3 boyutlu düşünce sistemini öğrenmeyi deneyebilirsiniz.

Damla Kapıcıoğlu hakkında
damlakapiciogluu[@]gmail.com