Kişisel Gelişim

Sen, Ben ve Biz Kavramları

Sen kim? Ben kim? Biz kim? Sadece bir zamir olan bu kavramlar, hayatımızdaki birçok şeye ve kişiye anlam yükleme konusunda oldukça önemli yere sahipler. Peki, biz bu önemin farkında mıyız? Ya da ne kadarının farkındayız?

Hangi durumda hangisi olur, hangi durumda hangisinin çatısı altında yer alırız?

Günlük hayatta sık sık kullanmakta olduğumuz zamirleri bugün içimizdeki anlamları ile ve bize hissettirdiği duygularıyla ele alıyoruz.

Felsefi açıdan çok dolu anlamlar ile yüklü olan makalemiz, ilk okuduğunuzda size oldukça karmaşık gelebilir. Ancak birçok şeyi ikinci, üçüncü ve daha sonralarındaki okuyuşlarınızda daha net anlayabilirsiniz. Türkçe dersinde öğrendiğimiz sen, ben ve biz kelimelerinin çok uzağına gideceğimiz bu yolculukta derin bir dünyaya gireceğiz. Hazır mısınız?

Kimi zaman sadece mantığımız ile anlamaya çalıştığımız anlar olurken kimi zaman duygularımızın ağırlıklı olarak bize yön verdiği, kalbimizin hakimiyeti devraldığı anlar olur. Bu yazıyı her okuduğunuzda çıkarabileceğiniz anlamların farklılıkları da buradan gelir. Her okuyuşunuzda size farklı bir pencereden bakabilme imkanını sunabileceğimiz yazımız ile, hayatınızın kara deliklerine ışık tutabilmeyi umuyoruz.

İçinizdeki güneş hep var olsun ve sizi her daim ısıtıp aydınlatsın.

Doğduğunda Sen, Sadece Sensindir!

Doğduğumuz anda kendimize ait hiçbir şey bilmeyiz. Çevremizi gözlemlemeye ve insanları tanımaya başlarız. Öncelikle ebeveynlerimizden sonra ise yakın akrabalarımızdan olmak üzere hep bir gözlemleme çabası içerisindeyizdir. Herkes bize sen der. Ancak biz daha senin altında yatan bizi keşfedememişizdir. Bunun için zaman ve çaba gerekir.

Bir bebeği severken ‘Sen ne kadar da tatlısın? Sen ne kadar da şekersin? Sen yine altını mı kirlettin?’ gibi cümleler ile yaklaşım gösteren çok sayıda insan ile karşılaşmışınızdır. İşte o bebek için o an duyduğu bir sen vardır. Ve gözlemlediği, karşısında duran yine bir sen! Oysa diyemez ki ‘Ben müzik dinlemeyi severim, ben dışarı çıkmak istiyorum ya da ben şöyle hissediyorum.’ Doğduğumuz anda be, biz ya da siz kavramı ile doğmayız. Ancak zamanla senin ne olduğunu keşfetmek için hayat yoluna ilk adımımızı atarken buluruz kendimizi.

Ben Olmadan Biz Olmaz

Biz diyebilmek için sizin ile birlikte bir kişinin de varlığı olması lazımdır. Aksi halde ya ben ya da senden öteye gidemez, biz diye bir kavrama varamazsınız. Ya sen vardır ortada ya da yalnızca bir ben!

Hayatta bizi anlayan ve bizim düşüncelerimizi, beklentilerimizi, umutlarımızı kısaca bizi biz yapan şeyleri anlayabilen insanlara ihtiyaç duyarız. Herkesle bir olamayız, herkesle de biz olamayız. Ancak kimi zaman bazı noktalarda ortak paydanın varlığını fark ederiz ve deriz ki ‘biz’! Burada ortak paydayı bulmak için iki farklı paydaya veya kesişim kümesini bulabilmek için de iki farklı kümeye ihtiyacımız vardır. Tek bir kesirli sayı için ortak paya ya da tek bir küme için ortak paydaya ihtiyaç yoktur çünkü…

Kiminle ya da hangi konuda olursa olsun birileri ile biz olmak istiyorsak önce beni keşfetmeliyiz. Beninde neler var? Beni ben yapan ne? Sonrasında ise bizlik kavramının gerçek yüzü ortaya çıkabilir. Aksi halde ben sandığımız ben değilken biz sandığımız nasıl biz olabilir ki?

İçimizdeki Biz Kavramı Nedir?

Gün içerisinde kurduğumuz cümleleri düşündüğümüzde pek çok kez biz kelimesini kullandığımızı fark ederiz. Hangi durumlarda ağzımızdan çıkıyor bu ‘biz’ kelimesi? Hangi duyguları hissetmeye başlıyoruz ‘biz’ kavramını düşündüğümüzde?

Çok basit cümleleri örnek alalım. ‘Biz sinemaya gidiyoruz’ derken ben ve sen olan en az iki kişinin ortaklaşa yapmakta olduğu bir eylemden bahsediyoruz. ‘Biz ağlıyoruz’ cümlesi ile en az bir ben ve bir sen içeren iki farklı kişinin aynı duyguları paylaşmasından bahsediyoruz. ‘Biz mutluyuz, biz birbirimizi çok seviyoruz, biz birlikte yapamıyoruz’ cümlelerinin tamamı için aynı durum geçerlidir.

İçimizdeki biz kavramı kimi zaman bize mutluluk, cesaret, sevgi, saygı gibi olumlu duyguları yaşatırken kimi zaman da endişe, korku, uyumsuzluk, değersizlik gibi duyguları yaşatabilmektedir. Olumlu duyguları yaşattığında genellikle ‘ben’ olumsuz duyguları yaşattığı zaman da genellikle ‘sen’ kelimeleri üzerinde dururuz. Çünkü karşımızdaki kişi ile aslında yakınlığımız tam anlamıyla ‘biz’ seviyesinde değildir. Ya da biz kelimesinin doğru bir ifade mi olduğundan hala daha tam anlamıyla emin değilizdir.

O ve Onlar Ötekileşmiş Halimizdir

Konuşmakta veya düşünmekte olduğumuz konu hakkında bir kişi ya da birileri ile herhangi bir ortak noktamızın olmadığını, uzaktan yakından alakamızın olmadığını anladığımız an o veya onlar kelimeleri doğmaktadır. Bizimle ilgisi olmadığını düşündüğümüz, kendimizden soyutladığımız yani bizim ötekileşmiş halimizdir ‘0’ ve ‘Onlar’ kelimeleri…

Burada dikkat etmemiz gereken bir husus var. Yine bir ben yoksa veya yanlış tanınan bir ben varsa orada, o ya da onlar diye tabir ettiğimiz kavram da ya eksik ya da hatalı olacaktır.

Gerçek Biz Olunduğunda, Sen ve Ben Kalmaz

Bir insan ile gerçek anlamda ‘biz’ diyebildiğinizde aslında o kelime olarak var olan biz kelimesi içinizde yoktur. Çünkü gerçek biz olarak kastettiğimiz tam ve mükemmel uyum ile her duydu, her düşünce, her acı aynı anda hissedilir. Birbirinizin baktığı pencereler farklı olsa bile onun baktığı pencere de artık sizin evinizin balkonundaki diğer pencere gibidir. O pencere de sizindir. İçinizden kabullenir ve benim dersiniz. Hayaller, arzular ve hatta yaşadığımız acılar bile benin içerisinde kalır. Sözle ifade ettiğimiz bir ‘biz’ aslında yoktur.

Bir insan sizin için gerçekten biz olduğunuza inandığınız kişi ise onun acısını bizzat kendinizde hissedersiniz. Örneğin başının ağrımasını öğrendiğiniz anda, sizin kendi başınızın ağrıdığı andaki üzüntünüz kadar üzülürsünüz. Bir başka örnek ile de sevinçlerini ele alabiliriz. İşte kıskançlık kavramının önemini yitirdiği nokta da tam burası!

Gerçek anlamda biz olduğunuz kişinin sizden daha üst mevkide olduğunu düşünelim. Bir başarıya imza attığında ve siz bunu öğrendiğinizde kendiniz bu başarıyı sağladığınızda ne hissederseniz onun aynısını hissedersiniz. Hem de kendinizi hiç zorlamadan, doğal ve samimi bir şekilde… Siz hiçbir bir başarı sağladığınızda kendinizi kıskandınız mı? İçten içe kötü düşünceler düşünüp haset duygusunu yaşadınız mı? Yaşamazsınız! Gerçek anlamda biz olduğumuz kişi için de aynı durum olur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu