Sen De Hatalısın!

İnsanlar genellikle kusursuz sanır kendini. Sen de onlardan mısın?

Ben değilim. Benim güzel kusurlarım var ki kadı kızı da değilim. Ben hatalarımı kabul ederim. Çünkü insanım. Hatalarla öğrenirim. Asıl kusur hatalardan ders çıkarmamaktır.

Yüzdelik bir dilimle anlatmak gerekirse, insanın ikili ilişkilerinde hata payı yüzde 1’dir.

Herhangi bir sorun karşısında verdiği tepkiler, kullandığı kelimeler yüzde 1’lik bir oranı simgeler. Yaşanan tartışma yüzde 1’lik oranla bir tarafı yüzde 51’e çıkarırken, diğer tarafı yüzde 49 olarak günceller.

Tartışma devam ettikçe hatta işler çirkinleştikçe de oran sadece yüzde 1 oynayabilir. Bilmeden yaptığımız şeylere hata diyoruz. Bilerek yaptıklarımıza ise yanlış. Bu yüzde 1’lik kısım arada gidip gelir. Sen ona bağırırsın, o sana. En çok kıran kaybeder.

Yaşadığınız bir tartışmayı düşünün. Hissettiğiniz duyguları nasıl ve karşı tarafında hissettiklerini anlayarak mı dile getirdiniz? İnsan çoğunlukla bu durumlarda empati yapamaz. Her zaman kendi canının daha çok yandığını sanır. Sonra oturup düşündüğünde (ki herkes yapamaz) alt nedenleri görme sansı yakalar.

Bu duruma gelene kadar, sen de hatalısın.

Empati

Empati kendinizi onun yerine koymanızla değil, onun gibi düşündüğünüzde gerçekleşir. Siz empati yaptığınızı sanırken yanılıyor olabilirsiniz.

Asla yüzde yüz gerçekleşmeyecek bir duygudaşlık söz konusu. Çünkü yaşanan olaylar birebir olsa bile siz karşınızda bulunan kişiyle aynı kişi değilsiniz. Bu da empatiyi tamamen yapmaya imkansızlık katar.

“Beni ve hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç.” ne kadar güzel bir cümle ama yeterli değil.

Sen ben değilsin, ben de sen. Beni anlamaya çalış, hak ver ama sen olmadığımı unutma. Senden daha duygusal yaklaşabilirim. Senden daha sert tepkiler de verebilirim. Senin incinmeyeceğin konularda tahmin edeceğinden daha çok incinebilirim. Ne düşündüğümü bilemezsin ancak tahmin edebilirsin ve yeterli olmayabilir.

Hatalarımı yargılama ve kendini benim yerime koyma. Benim gibi düşün!

Yüzde 1 gibi çok az bir değer yüzünden birbirimizi incitmemeliyiz. Hatalar kabul edilir durumdayken çizgileri aşmamalıyız. Bu da ancak, kişi kırıldığı an dile getirmesiyle olabilir. Tabii ki karşı tarafında anlamasıyla gelişir.

Sen beni, ben seni anlamadan olmaz. Sen de ben de kusursuz değiliz. Kusurlarımızla güzeliz. Çabuk parlayan insanlar, o an istedikleri tepkiyi veremiyor olabilirler. İçine kapanık insanlar da nitekim öyle.

Dünyada Her Şey Çok Nettir

Büyük hataların değerini de en basite indirgemen, hayatını kolaylaştırabilir. Dünyada her şey çok nettir.  Ya vardır ya yoktur, ya olur ya olmaz, ya gelir ya gelmez…

Varla yok arası, belirsizlik ile tanımlansa bile belirsizlikte netlik sağlar. Belirlenmeme durumu da gayet net değil mi?

Anne karnındaki bir bebeğin cinsiyeti 16 haftadan sonra belli olur. 16 haftaya kadar olan sürede belirsizdir. Yani bebek, belirsizlik sürecinde sadece bebektir. Cinsiyetinin olmaması onun bebek olduğu gerçeğini değiştirmez. Her zamnaki gibi iki ihtimal vardır. Ya erkek olacaktır ya da kadın. Yani 16 hafta sonunda oran yüzde 1 değişmiş olur.

Hayatta böyle işte. İnsanlar yüzde 50’lik bir kısımda yer alır, siz geri kalan yüzde 50’de. Hepimiz değerliyiz. Hataları affetmeli ve küçük değerler yüzünden yıpranmamalı, yıpratmamalıyız.