Sezgilerinize Ne Kadar Güveniyorsunuz?

Kimilerimiz için sezgilerimiz hayatta yol gösterici olarak kullanılabilecek kadar güvenilirken kimilerimiz sezgilerinin varlığından bile habersiz yaşamayı sürdürebiliyor. Eğer siz sezgilerinizin varlığına inananlardansanız bugün onlara ne kadar güvendiğinizi ve gerçekte ne kadar güvenilir olduklarını sorgulayacağız. Acaba güvendiğiniz kadar doğru bir yol gösterici mi yoksa onu dinlemek sizin için büyük bir hata mı? Bu soruların cevabı için aşağıda sizlere sezgilerinizin güvenirliliğini sorgulayabilmeniz açısından ihtiyacınız olabilecek maddeleri listeledik.

Güvenilir Sezgiler Kalp Kadar Aklı da Dinlemesini Bilir

İçimizden geçen bir şey olduğundan genellikle bu durumu kalple bağdaştırırız. Örneğin ‘kalbim temizmiş’ deriz. Oysa güvenilir olan sezgiler sadece kalbin sesini dinlemek ile kalmaz akla da danışır. Kalbi dinler, sonra aklı dinler nihai kararı ise haklı bulduğu taraftan yana verir. Peki sizin sezgileriniz akıl ile kalbi birleştiriyor mu? Eğer böyle bir yeteneğe sahipse şanslısınız ve sezgilerinize güvenmekte de son derece haklısınız.

Doğru Sezgiler Geçmişten Ders Almasını Bilir

Sezgileriniz size her zaman aynı hatayı yaptırıyorsa ona güvenme konusunu bir kez daha ele almanız gerekiyor. Böyle bir durumda size yol gösterecek olan soru şu olacaktır: ‘Sezgileriniz tecrübelerinizi ve eski hayal kırıklıklarınızı dikkate alıyor mu?’ Sezgilerinize güvenmeden önce kesinlikle sormanız gereken soruların başında geliyor.

Sezgilerin doğruluğu bulabilmesi için elbette ki onun da hata yapma hakkı vardır. Ancak mevzumuz güvenilir duygular ise bir kez hata yaptığında ders almasını bilir. Bir daha aynı veya ona benzer bir durum olduğunda geçmiş deneyimlerinizi dikkate alarak size yön gösterir. Eğer sizin de sezgileriniz bunu başarabiliyorsa, gösterdiği yoldan gitmek size hem mantıklı hem de keyifli bir hayat yolculuğu sunacaktır.

Sezgilerinizin Zaman Aralığını Biliyor musunuz?

Bazen de sezgileriniz son derece güvenilirdir ama onu yanlış anlayan sizlersinizdir. Yanlış anlaşılmaların başında da zaman kavramı gelir. Herkesin sezgisi farklı bir zamanlama ile çalışır. Örneğin sizin sezginiz herhangi bir tehlike henüz gelmeden daha haftalar önce çalmaya başlarken bir başkasının ki saatler önce devreye girebilir. Onun zamanlama aralığını ve zaman kavramını çözemezseniz her ne kadar sezgileriniz güvenli olsa da dinlediğinizde hataya düşebilirsiniz. Böyle bir durumda da sezgileriniz değil, onun ne demeye çalıştığını anlamayan sizler hatalı durumdasınızdır.

Sezgilerinizin zaman aralığı ne? Ne kadarlık zaman aralığını hissedebiliyorsunuz? Bu sorulara cevap bulduktan sonra sezgilerinize güvenmeniz çok daha kolay olacaktır.

Sezgilerinizi Dinlediğinizde Yanılan mı Yoksa Gülen Taraf mı Oluyorsunuz?

Sezgilerinize ne kadar güveniyorsunuz sorusunu cevaplamadan önce cevap bulmanız gereken son bir soru daha var. ‘Sezgileriniz ile aldığınız kararlar yüzünüzü mü güldürüyor canınızı mı yakıyor?’

İstisnalar kaideyi bozmaz kuralı burada da geçerli. Eğer sezgilerinizi dinleyerek aldığınız kararlarda genellikle yüzü gülen taraf sizseniz gerçekten de güvenilir sezgilere sahipsiniz demektir.  Ya tam tersi ise? Yani, genellikle sizi yanıltıyor ender de olsa sizi güldüren taraf yapmayı başarıyorsa? İşte o zaman da şu sözü hatırlamak gerek: ‘Bozuk bir saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.’ Böyle bir durumda ne o saat ne de sizin sezgileriniz güvenilirdir.

Neslihan Eda Burhan hakkında
neslihanedaburhan[@]hotmail.com