Yaşam

Su Akar Yolunu Bulur

Hayatta öğrenmemiz gereken kurallardan biridir, her ne yaşarsak yaşayalım her şey rayına oturur. Başta kötü gelen bir şey, sonrasında iyilikler ile doludur. Önceleri ağlatan, sonraları güldürür. Çünkü yaşamımızda karşılaşmış olduğumuz tüm sorunlar geçicidir. Üstelik her acının da bir seviyesi vardır. Hiç kimse aynı acı ile üzülmenize neden olamaz. Siz de aynı seviyede kendinizi üzemezsiniz. Örneğin bir kere elinizi ateşe tutar ve yakarsanız, ikincisinde karşılaşacağınız acının bilincinde olduğunuz için canınız ilki kadar yanmaz.

Bu nedendendir ki, ne yaşarsak yaşayalım bir gün düzelir. Fakat biz insanoğlu, doğamız gereği karşılaştığımız tüm sorunlar için öncelikle isyan eder, kabullenmekte zorlanır ve bu sorun ile nasıl mücadele etmemiz konusunda hiçbir fikrimiz yokmuş gibi davranırız. Destek bekleriz, birilerinizin bizi bu durumdan kurtarmasını isteriz. Neden? Neden her sorun karşısında başkalarına ihtiyaç duyarız? Neden bir şeyleri zamana bırakmak yerine daha çok üzerine giderek mahvederiz?

Her Şeyin Bir Anlamı Vardır

Yaşamış olduğunuz hayatın, diğer insanlara göre çok acımasız fakat bir o kadar da keyifli, huzurlu ve mutlu olduğunu düşünüyorsanız, sizinle birlikte bunu düşünen 7 buçuk milyar insandan yalnızca birisiniz. Fazlası ile inandığım bir sözdür, “Allah dağına göre kar verir”.

Herkesin dağı farklıdır. Kiminin daha yüksek, kiminin daha alçak. Kiminde kar tutmazken kiminde kardan yürüyemez hale gelirsiniz. Her ne olursa olsun, bir dağ ve mutlaka bir kar vardır. Yani bir insan ve o insanın yaşamında sorun. Dolayısı ile sorunsuz bir yaşam yoktur. Burada farkındalık yaratılması gereken nokta öncelikle her şeyin geçici olmasıdır. Sonrasında da yaşadığımız her olayın bir anlamının bulunmasıdır.

Yaşadığımız olay ve durumların yüzde 10’luk kısmı tesadüf ise kalan yüzde 90’lık kısım mutlaka bizlere ders verecek niteliktedir. Hayat her ne kadar uzun ya da kısa soluklu olursa olsun mutlaka bizlere ve çevremizdekilere yaşadıklarımız ile bir ders verir. Az önceki örnekten ilerlememiz gerekirse eğer ateşe tuttuğumuzda elimiz yanıyorsa, bir daha tutmamamız gerektiğini öğrenmeliyiz: ateş sıcaktır ve yakar. Yaşamımıza bu konuyu empoze etmemiz gerektiğinde de ana mantık şu olmalıdır, bir şeyler mutlaka canımızı yakar, acıtır ve üzer fakat zamanla hepsi geçer.

Talih Her Zaman Yanında Olmaz

İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” kitabında şu söz geçer; “faber est suae quisque fortunae” yani, “Herkes kendi talihinin mimarıdır.” ve dedemin de kulağıma küpe yapmış olduğum sözü gelir aklıma, “Hayatın yüzde 99’u kötülükler ile geçer. Kalan yüzde 1 ise şanstır. Şansın varsa tüm kötülüklere rağmen mutlu olursun.”

Eğer hayatınızda bir şeyler yolunda gitmiyorsa, yolunda gitmemesine sebep olacak nedenler aramak ve başkalarının yaşamına bakarak “Ne kadar şanslı” demek yerine, kendi şansınızı yaratmayı bilmelisiniz. Bir gün boyunca karşılaşmış olduğunuz her şey, fırsattır. Fırsatları değerlendirmeyi bilirseniz şansınız da yaver gidecektir. Bu nedenle bir başkası için “Ne kadar şanslı” demeden önce, o şansı nasıl yakaladığını düşünmelisiniz.

Talih her zaman yanınızda olmayacaktır. Bir Japon atasözü der ki, “7 kere düş, 8 kere ayağa kalk”. Düşmek kolay olan taraftır, zor olan ise yaşanılan her şeye rağmen tekrar ayağa kalkabilmektir. Tekrar ayağa kalkacak gücü her bulduğunuzda, hayatınızdaki her şey de su gibi akıp yolunu bulacaktır. Çünkü insan beyni, unutmaya mahkumdur.

“İnandığından daha cesaretlisin, göründüğünden daha güçlüsün, ve düşündüğünden daha zekisin.” — A.A. Milne

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu