Kişisel Gelişim

Türkiye’deki Kadın Çalışanların Sendromu: Cam Tavan

Bilim insanları, pirelerin farklı yüksekliklerde zıpladığını görünce bir araştırma yapmak ister. Topladıkları pireleri bir cam fanus içine koyarlar. Cam fanusun yüksekliği ise 30 cm olarak yer alır. Cam fanusun bulunduğu metal zemini ısıtırlar. Isınan metal, pireleri rahatsız eder ve pireler zıplamaya başlar. Fakat unuttukları şey, üzerlerinde bir cam tavan olduğudur. Sıçrayan her pire cam fanusa çarpar ve tekrar zemine düşer. Sıcaktan rahatsız oldukça pireler tekrar zıplar ve tekrar cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediği için kendilerini neyin engellediğini de bilemezler. Fakat belli bir süreden sonra ne kadar zıplamaları gerektiğini öğrenirler ve 30 santimden fazla zıplayarak sıcak zeminden kurtulurlar.

Deneyin ikinci aşamasına gelindiğinde pirelerin tamamı 30 santimden fazla sıçramayı öğrenmiş halde olur. Bu sefer üstlerindeki cam tavan kaldırılır ve zemin tekrar ısıtılır. Sonuç ise oldukça şaşırtıcıdır! Tüm pireler 30 cm. zıplama gerçekleştirir. Üzerlerinde cam tavan engeli olmamasına ve daha yükseğe zıplama imkanları olsa da buna cesaret etmezler.

Bu noktada cama vura vura düşen ve sınırlayıcı bir engel öğrenen pireler çalışma hayatındaki insanlara benzer. Pireler kaçmak istese de kaçamaz. Çünkü karşılaştıkları ilk engel, zihinlerinde yer etmiştir. Çalışma hayatındaki insanlar da yükselme şansı bulunmasına rağmen bu yükselmeye ulaşamaz. Çünkü zihinlerinde bir engel vardır. Bu engelin olmasına “cam tavan sendromu” denmektedir. Genellikle iş yaşamında yer alan kadın üst düzey yöneticilerinde görülmektedir.

Üstümüzde Bir Cam Tavan mı Var?

Bir insan, gelebileceği en üst noktayı daima hayal etmelidir. Bu üst nokta onun “cam tavanı” olacaktır. Cam tavanın yüksekliği, hayallerin yüksekliği ile doğru orantılıdır. Hayalleriniz ne kadar yüksek olursa, zıplamanız gereken yükseklik artacak demektir. Belli bir süreden sonra siz de o pireler gibi atlamanız gereken yüksekliği öğrenseniz de bir sonraki hayalinizi gerçekleştirmek için yine aynı oranda zıplamanın yeterli olacağını düşüneceksiniz. Oysa bir önceki başarınız için gerçekleştirdiğiniz başarılar veya karşılaştığınız engeller, bu seferki hedefiniz için geçerli olmayabilir.

Güçlü önseziler, gelişen empati becerisi, etkili iletişim becerileri, uzlaşmacı yönün erkeklere göre daha fazla olması ise kadınlar, iş yaşamında bir adım ön plana çıkabilmektedir. Çoğu erkeğe nazaran kadınların iş dünyasında daha sabırlı, anlayışlı ve bu beceri ve özelliklere daha yatkın oluşu sebebiyle başarılı olduğu da görülmektedir. Çünkü bu özellik ve becerilere daha yatkın olmak onlara stres yönetiminde başarı getirmektedir.

Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi

Her ne kadar bu özellikler avantaj ve başarı getirse de toplumumuz içerisinde kadınların iş gücüne katılmasıyla ilgili bir “cam tavan” bulunmaktadır. Dünya Ekonomi Forumu her sene Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi yayınlamaktadır ve her sene dünya genelindeki kadın ve erkeklerin iş gücüne katılım oranları da burada görülmektedir. Türkiye, kadınların iş gücüne katılma oranına en düşük sahip olduğu ülkelerden biridir. Endeks hesaplanırken kadınların ekonomiye katılımı ile eğitime, sağlık hizmetlerine erişim olanağı ve siyasete katılımları dikkate alınmaktadır. Bu alanda en başarılı ülkeler arasında İzlanda ilk sırada yer almaktadır. İzlanda’yı sırası ile Norveç, Finlandiya, İsveç ve Yeni Zelanda takip etmektedir. Sıralamaya göre yine sırasıyla en sonda yer alan ülkeler Yemen, Çad ve Pakistan’dır.

Birleşmiş Milletler tarafından hesaplanan İnsani Gelişmişlik Endeksi verilerine göre kadınların en yüksek oranda iş gücüne katıldığı ülke ise Danimarka’dır. Ülkedeki kadınların yüzde 71’i iş hayatında yer almaktadır. Danimarka’yı sırası ile yüzde 70 oranla İsveç, yüzde 66 oranla Hollanda, yüzde 65 oranla Finlandiya ve yüzde 62 oranla İngiltere takip etmektedir.

Türkiye ise yüzde 22 oranla AB ülkeleri arasında kadınların en az oranda çalıştığı ülkelerden biri olarak yer almaktadır. Endekslerdeki verilere bakıldığında yüzde 22’lik çalışan kadın kesim içerisindeki kadınların yüzde 42’si tarım, yüzde 15’i sanayi ve yüzde 43’ü hizmet sektöründe çalışmaktadır.

Görünmez Engeller Mevcut

Türkiye’deki kadınların yükselme şansları ne yazık ki erkekler kadar fazla bulunmuyor. Şirketlerdeki yönetici koltuğunda oturan çok az kadın olduğu her yıl görülüyor. Kadınlar, bir yere kadar yükselebiliyor ve orada kalıyor. Bu nokta da onların ne yazık ki “cam tavanı” oluyor. Kadınlar belli bir pozisyona ulaştıktan sonra önlerine görünmez engeller geliyor. Özellikle yönetici pozisyonunda çalışan kadınlar, belli bir süreden sonra görünmeyen engeller ile mücadele ettiği için daha fazla yükselme şansı bulamıyor.

Bu engeller, özellikle kadınlara yönelik mobbing uygulamaları ile ortaya çıkıyor. Ülke içerisindeki toplum baskısı da bu durumu yaratan en büyük sebeplerden biri olarak yer alıyor. “Sen kadınsın, yapamazsın.” Veya “Elinin hamuru ile bu işe karışmamalısın.” gibi sözlerin kadınlara yönelik sarf edilmesi, iş gücüne katılım oranını azaltıyor. Erkeklere yönelik daha fazla hakkın tanınması ve erkek yöneticilere yönelik daha fazla imkanlar sunulması, kadınların birer birer iş yaşamından da çekilmesine neden oluyor.

Gelişmiş ülkelerde dikkat çeken en önemli nokta, kadınların iş yaşamlarındaki statülerinin ve değerlerinin erkekler ile eşit seviyede tutulmasıdır. Aynı uygulamanın Türkiye’de de yapılması gerekmektedir. Medeni bir ülke olabilmek için hem kamusal alanda hem de özel sektörde çalışan kadınların, yönetici pozisyonlarındaki “cam tavanları” kaldırılmalıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu