Kişisel Gelişim

Türkiye’deki Kadın Girişimciler Hangi Sorunları Yaşıyor?

Kendi işini kuran, risk alabilen ve bu risk faktörlerini yöneten kişilere verilen genel tanım girişimciliktir. Türkiye’de kendi işini kuran ve bir kadın olarak iş dünyasına adım atan kadınların sayısı her ne kadar günden güne artsa da, kadınlar pek çok sorunla karşı karşıya kalıyor.

Yapılan araştırmalar, Türkiye’de kadın girişimci olmak isteyen kadınların büyük bir çoğunluğunun “ailelerine ek gelir sağlama” amacıyla bu girişime yöneldiğini de ortaya koyuyor. Alt sebepler arasında da idealleri gerçekleştirmek, kendi mesleğini yapabilmek, zamanı iyi değerlendirebilmek, aileye muhtaç olmamak, geniş bir network çevresi elde etmek yer alıyor.

Fakat kadınların iş dünyası içerisinde erkeklere nazaran yaşamış olduğu sorunlar, daha çeşitli ve mobbing uygulamalarına yönelik problemler olarak baş gösteriyor. Türkiye’deki her 3 kadın girişimciden biri de bu problemleri yaşıyor.

Cinsiyetçilik

Türkiye’nin genel yüzdelik bakımından ataerkil bir toplum olması, kadınların iş gücüne dahil olmasını engelleyen en büyük sorunlardan biri olarak yer almaktadır. Kadınların iş dünyasına dahil olması, erkeklerin statü ya da itibar kaybetme korkusunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla pek çok erkek, kadın girişimcilerin iş dünyası içerisinde olmasını istememekte… Bu nedenle mobbing uygulamalarının büyük bir çoğunluğu kadınlara yönelik gerçekleşiyor. Mikro alanda kadınların karşılaşmış olduğu en büyük problemler; ticari ve yönetsel deneyim eksikliği, rol çatışması, cinsiyet ayrımcılığı olarak yer alıyor. Makro sorunların ise mesleki eğitim yetersizliği, sermaye temininde kredi ve örgütlenmeler olarak görülüyor.

Kadın cinsiyetinin kalıplaşmış bir şekilde olması, “kadının iş dünyasına dahil olmaması” gerektiğini savunan kişilerin artması, sosyal ve kültürel ortamda kadın rolünün yalnızca “ev hanımlığı” ile tabir edilmesi de karşılaşılan temel sorunlardan biri olarak yer almaktadır. Tüm bu cinsiyet ayrımcılığı yaratan problemler kadınların finans bulma güçlüğü yaşamasına, gerekli eğitimleri alamamasına, ailelerinden destek görememesine, iktisadi alanda teşvik alamamalarına sebep oluyor.

Prestij Kaybı ve Ekonomik Faktörler

Kadınların iş dünyasına dahil olması, erkeklerde “prestij kaybı” korkusunun yaşanmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla kadın girişimcilerin iş dünyasında yer almaması için network çevresi elde etmesi konusunda yardımcı olunmuyor. Kadınların özel yaşamlarının da iş dünyasına yansıtılması görülen en büyük sorunlardan biri olarak yer alıyor.

Kadınların genel olarak kültürel sistem içerisinde “annelik” rolüne sahip olması, ev dışı çalışma yaşamına karşıt olunmasına neden olan bir diğer faktör. Kadının istihdam sağlaması, eve destek olması erkeğin hem ev hem de ev dışı prestij kaybı korkusunu gün yüzüne çıkarıyor. Dolayısıyla toplum içerisindeki pek çok kadın girişimci, evliliğinde yaşamış olduğu problemler sebebiyle ideallerini gerçekleştirmekte zorlanıyor.

“Ya benden daha fazla kazanırsa?”, “Para kazanınca beni terk ederse ne yaparım?” gibi düşünceler içerisinde yer alan erkekler, kadınların finansal alanda gelir elde etmesini bir risk unsuru olarak görüyor. Türkiye’deki mülk rakamlarına bakıldığında kadınların üzerinde sadece yüzde 9’luk bir mülk olduğu görülmektedir. ABD’deki kadın mülk oranı ise yüzde 50 olarak yer alıyor. Türkiye’deki kadın girişimcilerin mal varlığı bakımından erkeklere oranla yetersiz olması, düşük piyasaları tercih etmesine neden oluyor. Pek çok banka, kadın girişimcilerin teminat olarak eşlerini göstermesini talep ediyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu