Kişisel Gelişim

Üzerini Örttüğümüz Her Şeyin Altında Kalırız

Birbirimize karşı baktığımızda, büyük bir sır perdesinin altında kalıyoruz. Birbirimize her baktığımızda ya gerçeklerle gidiyor ya da tüm gerçekliği mahvedecek yalanlarla kandırıyoruz. Çünkü saklamak istiyoruz. Belki geçmişimizi, belki hislerimizi, belki gerçek düşüncelerimizi… Hepsini saklamak istiyoruz. Kimse bilmesin istiyoruz! Çünkü yargılanacağız, aşağılanacağız, reddedileceğiz diye korkuyoruz. Bu korku ve çekimserlik, bir kaplumbağa gibi kendi kabuğumuzda yaşamaktan ileri götürmüyor bizleri. Sadece yaşıyoruz. Yaşıyor ve nefes alıyoruz. Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalıyoruz, farkında değiliz.

Kendimiz Gibi Olmamız Gerekiyor

Yaşamımızda ne yaşarsak yaşayalım, kendimiz gibi olmamız gerekir. İş başvurusunda bilmediğiniz yabancı dil hakkında biliyormuş gibi yapmanız, ilk buluşmada sırf ortak noktalarınız varmış gibi aynı müziği dinlemekten hoşlandığınızı söylemeniz, zaman içerisinde sizi iyi bir pozisyona değil kötü bir noktaya ulaştıracaktır.

Sırf bir insanı etkilemek adına başkası gibi davranmak, yorucudur. Günden güne yorulacağınız bir ilişkide bulunmak (ki bu ilişkiye aile ilişkileri, arkadaşlık ve sevgili dahildir) zamanla içsel olarak huzurunuzun yok olmasına neden olacaktır.

Şöyle düşünün, kendiniz gibi olduğunuzda en fazla ne kaybedebilirsiniz? Kendiniz gibi olduğunuzda karşınızdaki insan sizinle görüşmek istemiyor ise bırakın görüşmesin. Sizinle konuşmak istemiyorsa bırakın konuşmasın. Kaybeden taraf siz olmazsınız. Aksine, sizi “siz” olduğunuz için sevmeyen ya da istemeyen birinden uzak durmuş olursunuz.

Sevdiğiniz şeylerden, benliğinizden, karakterinizden, hobilerinizden ya da nefret edip, sevmediklerinizden bahsederken dürüst olmalısınız. Dürüst olduğunuz müddetçe bu hayatta daima kazanan tarafta olursunuz.

Zaman Büyütmüyor Küçültüyor

Kendiniz gibi davranmadığınızda ne olur biliyor musunuz? Hiç sevmediğiniz kravatı sevdiğinizi söylediğiniz için her sabah ofise ya da işe giderken onu takmak zorunda kalırsınız. Bir süre sonra o kravat, boğazınızı sıkar. Ne kadar bol bırakırsanız bırakın, fazlalık gelir üzerinize. Hiç olmadığınız bir şeyi kalıbına uydurmak isterken en çok siz yorulursunuz. Bir başkası değil…

Karşınızdaki insanlar da bir süre sonra sizin hakkınızda olumsuz yargılara kapılır. “Hani bu adam/kadın kravat takmaktan hoşlanıyordu? Bize yalan mı söyledi? Ne kadar da dengesiz biri!” yorumunu duymak sizi ne kadar mutlu edecek? Hiç rahatsız olmayacak mısınız?

“Bir orijinal olarak doğdun. Bir kopya olarak ölme.” – John Mason

Saç telinizden tırnağınızın ucuna kadar özel biri olduğunuzu unutmamalısınız. Duygularınızla, düşündüklerinizle, düşünemediklerinizle, her halinizle… Sizden bu dünyaya bir daha gelmeyecek. Bir daha aynı adı ve soy adı taşıyan, aynı yaşanmışlıklara sahip olan, aynı kiloya ve boya ulaşan kimse olmayacak. Özelliğinizin tadını çıkarmasını bilmelisiniz. “Ben buyum! Benim tabiatım bu!” diyebilmeyi tercih etmelisiniz. Aksi takdirde insanlar arasında kaybolup gideceksiniz. Birbirine benzeyen insanlar arasında hiçbir farkınız kalmadan, hiçbir özel yanınız olmadan ve biri için özel olamadan bu dünyadan yitip gideceksiniz. Bir insanın hafızasında özel anılar, yaşanmışlıklar ile kalmak varken neden bir başkası gibi olup unutulmaya çalışasınız ki?

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu