Yaşam

Kafanın İçindeki Düşünceler ile Çok Fazla Zaman Harcıyor Olabilirsin

Hepimizin kafamız içinde çok fazla zaman harcıyoruz. Kafamızın içerisinde bizi çok fazla geren, bizi strese sokan, düşünmemize neden olan, endişelendiren, belki de korkutan pek çok düşünceler mevcut. Dolu bir zihin ile yaşamı devam ettirmek oldukça zordur. William James şöyle der,

“Pek çok insan düşündüğünü sanır ama aslında tek yaptıkları ön yargılarını yeniden gözden geçirmektir”

Hayata karşı, yaşadıklarımıza ve çevremizdekilere karşı pek çok ön yargı içerisinde oluyoruz. Bunu çoğu zaman istemeden yapıyoruz. “Takıntılı” bir ruh haline bürünüyoruz. Bu huyumuzdan vazgeçmemiz de oldukça zor oluyor. Fakat vazgeçmediğimiz takdirde, bu önyargılar içerisinde boğuşuyoruz.

Düşünceler, stres, endişe ve takıntı üzerine pek çok araştırma yapan, bu araştırmalar üzerine bir felsefe geliştiren William James,

“Strese karşı en büyük silah, bir düşünceyi diğerine tercih etme yeteneğimizdir.”

demektedir. Yani, zihnimizi boşaltmanın en iyi yolu, başka bir düşünce ile düşündüğümüz şeyi değiştirmektir. Bu felsefeye de “pragmatizm” denir. Pragmatizm, zihnin ve akın bir araç olduğunu düşünür ve buna inanır. Aklımızın bizim yönetimimiz ile çalışması gerektiğini söyler, bize karşı çalışmasını değil. Zihin konusunda ustalaşamayan insanlar, bu kontrolü ne yazık ki sağlayamazlar.

Zihninizi Pratik Yaparak Boşalt

Genellikle insanlar düşünmeyi sevmektedir. Eyleme geçmek yerine en ince ayrıntısına kadar düşünmeyi, ellerinden de başka bir şey gelmeyeceğini savunarak yaşamlarını devam ettirirler. Oysa bu düşünce biçimi oldukça yanlıştır. Zihni kontrol etmek, bir yetenektir ve bu yetenek sonradan öğrenilebilmekte, geliştirilebilmekte ve pratik yapılabilmektedir. Başka bir şekilde söylemek gerekirse zihnimizi kontrol etmek (karar vermek) bize ait olan bir yetenektir. Yani, düşünmemeyi seçmek bizim elimizdedir.

Bu yeteneği kazanmanın en iyi yolu pratik yapmaktan geçmektedir. Bunu yapmak için gün içerisinde sizi en çok yoran düşüncelere odaklanmanız gerekir. Elinize bir kağıt ve kalem alın. Ardından sizi en çok zorlayan, sizi en çok düşündüren düşünceleri bu kağıda sırası ile yazın. Liste belki de çok uzun olacaktır. Fakat size endişe veren, kaygı duymanıza neden olan şeyleri net olarak görmeniz gerekir. Bu, zihniniz için bir farkındalık yaratılmasını sağlayacaktır. Başkalarına göre küçük görülebilen şeyler de bu listede yer alabilir. Size göre büyük ya da küçük olan bir düşünce, herkes için farklı anlamlara gelebilecektir. Önemli olan sizin neyden endişe, kaygı, stres ve korku duyduğunuzdur.

Düşünceler Size Ne Hissettiriyor?

Düşüncelerinizin size ne hissettirdiğine odaklanmak ise ikinci adım olacaktır. Listeye bakın ve her düşünce için hissettiklerinizi belirleyin. Örneğin sizi çok fazla sevmesini istediğiniz insan için “Acaba beni seviyor mu?” düşüncesi içerisine girdiğinizde ne hissediyorsunuz? Acı, öfke, pişmanlık, mutsuzluk vs. … Bu hislerin hepsini düşüncelerinizin yanına belirtin.  Zihnimiz içerisinde düşündüğümüz düşünceler yaklaşık olarak yüzde 80’i faydasızdır. Bize fayda sağlamayan bu düşünceler, sadece bizlere acı ve zarar verir. Peki düşüncelerin yararlı olup olmadığını anlamak için ne yapmak gerekir?

Önceliğiniz düşünceye odaklanmak olmalıdır her zaman. Ardından bu düşünceye neden sahip olduğunuzu belirlemelisiniz. Yani “sorun” ne ise onu keşfetmelisiniz. Hayatınızdan bu sorunu nasıl kaldırabileceğinizi bulursanız, düşüncenin zihninizden uzaklaştırılmasını sağlarsınız. Sorunu algıladıktan sonra beyniniz için bir eylem bilgisi oluşturmanız gerekir. Bu bilgi, ilişkilerinizi, kariyerinizi, yaşamınızı ya da sosyal ağınızı geliştirmek amacıyla kullanılabilir. Bilgiyi geliştirmek ve çeşitlendirmek sizin elinizdedir. Az önceki örnekten yola çıkmak gerekir ise:

Düşünce – “Beni seviyor mu?”

Oluşturduğu his – Acı, endişe, kaygı, üzüntü

Sorun – Bana beni sevmediğini söylemişti.

Çözüm – Beni sevmediğini söyleyen birini düşünmemeliyim.

İşte bu kadar basit!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu